Akıcı ve sonuna kadar merak uyandıran şahane bir roman olmuş. Okurken çok keyif aldım. Başladığım gibi bitirdim. Bir günde bitecek bir kitap. Herkese tavsiye ederim.
Yalnız kalmak bazen bir bahçe gibidir. Balçıktan duvarların arkasında saklı bir bahçe. Açık kahverengi duvarlara baktığında içeride sayısız güzelliklerin olduğunu hayal edemediğin bir bahçe. O renksizliğin ardında parlak ve benzersiz görüntülerin bulunduğu bir dünya var. Yaprakları bile görülmeyen ağaçlar. Sesi duyulmayan şırıl şırıl çeşmeler. Kokusu duvarlara saklanmış çiçekler. Ve bu güzellikleri görmek için cesur olmalısın. Kapıyı çalmaya cesaret edip içeri girmelisin. Yalnız olmak birçok insan için korkunç ve kötü bir şey. Girmeye cesaret edemedikleri karanlık bir dünya, soğuk ve renksiz bir balçık duvar. Ama ben bu bahçenin güzelliğini görebiliyorum. Ona sarılabiliyorum. Başımı kırmızı çiçeklerine gömüyorum. Yorgun ayaklarımı küçük gölün serin sularına daldırıyorum. Burada içime taze havayı çekip yaşamanın nefes kesici yolunda yürümeye devam ediyorum. Artık Kimsenin benim güneşten yanmış yüzümü ve yıpranmış ellerimi görmesine, ruhumun derinliklerine bakıp mutsuzluğun sert rüzgarlarında bırakıldığını fark etmesini beklemiyorum...