Tabu kadim bir yasaktır, dışardan (bir otorite tarafından) dayatılmıştır ve insanların en güçlü arzularını gemlemeye yöneliktir. Tabuyu çiğneme arzusu bilinçdışında yaşamaya devam eder; tabuya itaat eden insanlar, tabulaştırılmış kişilere karşı ambivalan bir tutum içindedir. Tabuya atfedilen büyülü güç, tabunun insanları ayartma kabiliyetinden kaynaklanır; insan gördüğü şeye özendiğinden ve yasak arzular bilinç dışında başka şeylere doğru yer değiştirdiğinden bu büyülü güç de bulaşıcı hastalık gibidir. Tabu çiğnendiğinde bir şeyden feragat edilerek kefaret ödenmesi, tabuya itaatin temelinde feragat olduğunu gösterir.
"Bir insan kendi başına düşünmüyorsa hiç düşünmüyor demektir. insanın komşusunun da kendisi gibi düşünmesini ve ayn düşünceleri savunmasını istemesi büyük bir bencilliktir. Neden öyle olsun ki? Eğer düşünebiliyorsa büyük olasılkla farklı düşünecektir; eğer düşünemiyorsa herhangi bir şey düşünmesini istemek zaten çok yanlış olacaktır."