"Çukurova insanları gittikçe zalim, kötü ve sevgisiz oluyorlarmış. Dost diyecek hiç dost kalmamış. Herkes herkesin gözünü oyuyormuş. Beş kuruş için insan babasını bile öldürürmüş. Kendisi o kadar insan içine girmiyormuş. Baharda portakal çiçekleri öyle bir kokarmış ki, kokusundan insan sarhoş olurmuş."
Kendi özünden fedakârlıkta bulunmuş olmanın, insanlarda sanki başkalarına karşı sert ve merhametsiz davranmaya hak kazanmış olmak gibi bir düşünce yarattığı görülmektedir.
Öyle görünüyor ki, kendi değersizliğimizi bilmenin ezikliği içine girdiğimizde, kendimizi bazı kişilerden aşağıda, bazılarından da yukarıda görmeyiz; bilakis, en aşağı insandan da daha aşağı görürüz. Böylece bütün dünyadan nefret eder ve hiddetimizi bütün mahlûkata yöneltmek isteriz.