pınar

pınar
@Tearsofbooks
𝗜𝗺 𝗷𝘂𝘀𝘁 𝗮 𝗴𝗶𝗿𝗹 ˚˖𓍢ִ໋˚
Çok haklısınız kendi hayatlarımızla meşgul olmak varken, başkalarının hüzünlerinden kendimize pay çıkarmanın anlamı ne, değil mi delikanlı diyeceğim, evet öyle diyeceğim ve fincanı ona hediye edeceğim.
Sayfa 79 - Can yayınları·Kitabı okudu
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Uzun süredir karaya ayak basmamış kuzeyli bir denizcinin bir kadına kaba ama sevgi dolu sarılışla­rını anımsattı bana o haliniz. Sorarsa, hayır diyeceğim, ne kuzeye gittim, ne bir denizciyle dans ettim. Ama es­kiden çok film seyrederdim, diyeceğim.
Sayfa 76 - Can yayınları·Kitabı okudu
Çayı içiyorum. Kokusu gibi buruk ama lezzetli bir tadı var. Fincan ne kadar ince böyle. Kağıt gibi. Bu nemli, küflü, ışığa küs, hayata küs, meraka küs, yalnız, yapayalnız bodrum katına daha önce hiç böyle zarif bir nesne girmemişti. Kıymıklı, budaklı, in­celi kalınlı meşe, ladin, kiraz ağaçlarından, görünüşü belki za­rif ama kendileri mutlaka güçlü, çok güçlü ve biraz da tehditkar ağaçlardan yapılmış mobilyalar ve onlara sürülmek için tene­ke kutuların, cam şişelerin içinde sabırla bekleyen cilalar, tiner­ler, yağlar, başka çok başka şeyler var bu bodrum katında ... İçine böyle buruk ve lezzetli bir çay koyabileceğim ve buram buram koktuğunda kokusuyla birilerini şaşırtabileceğim incecik porse­len bir çay fincanı hiç olmadı bu odada.
Sayfa 73 - Can yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
Ben yıllardır yalnız, yapayalnız ama mutlu, gösterişli bir anti­kacı dükkanının alt katında, penceresi kaldırımla sırdaş, nemli, küflü, ışığa küs, hayata küs, meraka küs, yalnız, yapayalnız, bir küçük odada tahtalar ve cilalarla baş başa yaşamaya alışmışken; o, az önce, elinde çok eski bir fincan, içinde simsiyah bir çay, aya­ğında topukları kısa ama iğne kadar ince, sedef beyazı saten ter­liklerle ve sanki tuhaf bir müjde vermek istermişçesine geldi...çıkageldi... nemli, küflü, ışığa küs, hayata küs, meraka küs, yal­nız, yapayalnız küçük odama, hayatıma, yanıma sanki ezelden varmış gibi çöreklendi... hem de o tuhaf, çok tuhaf haliyle.
Sayfa 71 - Can yayınları·Kitabı okudu
“Biliyorum. İyi insanların ortaya çıkmasından nefret ediyorum. Tam bir baş belası oluyorlar.” Ben de nefret ediyordum çünkü genelde hiç kalmıyor­lardı.
Sayfa 95 - Martı yayınları
Alıntı