pınar

pınar
@Tearsofbooks
𝗜𝗺 𝗷𝘂𝘀𝘁 𝗮 𝗴𝗶𝗿𝗹 ˚˖𓍢ִ໋˚
Profesör Craft tekrar Robin’e döndü. Gözleri ıslaktı. “Her şey birikir, değil mi? Öylece yok olmaz. Ve bir gün bastırdığın şeyi kurcalamaya başlarsın. Ve bu kara bir çürümüşlük yığınıdır, sonsuzdur, dehşet vericidir ve gözlerini kaçıramazsın.”
Sayfa 604 - İthaki yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam
"Ve tüm o yaşayanlardan geriye bir tek ben kaldım, Bu daracık, korkunç mahkûmiyetin içinde kapana kısıldım."
Sayfa 529 - İthaki yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
Çünkü bende umursamıyordum ,” dedi Robin. “Bana her şeyin ne kadar kötü olduğu defalarca söylenmesine rağmen umursamıyordum. Tüm bu soyutlamalanın gerçek olduğunu anlamam için bunların yaşandığına şahsen tanık olmam gerekti. Ve o zaman bile, başımı çevirmek için elimden geleni yaptım . Görmek istemediğ in bir şeyi kabullenmek zordur.”
Sayfa 481 - İthaki yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
"Öfke sözcüğünün kökenleri fiziksel acıyla yakından ilişkiliydi. Öfje önce Eski İzlandacadaki angr'da olduğu gibi bir “ıstı­rap”, sonra da Eski İngilizcedeki enge’de olduğu gibi “acı veren, zalimce, daraltıcı” bir durum du; bu da Latincedeki angor"dan geliyordu ve “boğma, ıstırap, sıkıntı” anlamındaydı. Öfke bir boğaz sıkmaydı. Öfke sizi güçlendirmezdi, göğsünüze oturur­du; kendinizi kapana kısılmış, boğulmuş, seçeneksiz hissedene kadar kaburgalarınızı sıkardı. Öfke önce kaynar, sonra patlar­dı. Öfke bir kısıtlanma ve bunun sonucunda ortaya çıkan öfke umutsuz bir nefes alma çabasıydı." " Ve hiddet, elbette delilikten geliyordu."
Sayfa 399 - İthaki yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
"Fakat Robin çok uzun zamandır boyun eğiyordu. Ve altın yaldızlı bir kafes, yine de kafesti."
Sayfa 398 - İthaki yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam