Ali Göker

Ali Göker
@TekDost
5 okur puanı
Ağustos 2024 tarihinde katıldı
“Ihlamurlar çiçek açtığı zaman geleceğim.” demişti şair. Ihlamurların çiçek açma zamanını bilmeden. Belki gelmek istemedi. Gelmedi hiç... Umuttur ayakta tutan insanı. Ve o umutla zaaflarına yenik düşer çoğu zaman insan. Ihlamur yaprağından bir gemi yapar bırakırız “umut” nehrine. O gemi hayal aleminden ibarettir. Dönmez geri... Zaaftır, kibirdir, inattır gemiyi alıkoyan... Bir türlü zaafından, kibrinden, inadından vazgeçemezsin. Sözler unutulmak için verilir. Ve bunu herkes çok iyi bilir. Geminin döneceği günü beklersin, gelmez... Ihlamur zamanı da geçmiştir zaten. Ömrünün son günüymüş gibi yaşamak istersin... Ertesi gün ölecekmiş gibi... Ertesi yokmuş gibi... Umut gibi... sonsuz gibi.. rüya gibi... O rüyadan uyanılsa gelmez o gemi. Ellerin bomboş. Umudun da yitip gitmiştir o gemiyle... Yüreğin taşarken suskunluğunda boğulursun. Bir yudum zaafla can veremezsin. Kolay mı öyle can vermek. Silkelenip kendine gelirsin. Yine ıhlamur zamanı beklemeye koyulursun. Bir ıhlamur yaprağından gemi yaparsın. Adına “Umut” koyarsın. Varsın dönmesin o gemi. Yeni gemiler gönderirsin, yeni umutlar ekersin. Sen o gemiyi beklemekten vazgeçme... Dedim ya umuttur insanı ayakta tutan. Oturur düşünürsün. Kendinle konuşmaya başlarsın. Bir yerlerden aklına Nazım düşer... Nazım söylüyorum, Nazım dinliyorum dersin. Hatta Nazım okuyorum dersin... Tüm özlemlerini haykırarak “Nazım okuyorum...”. Ama Yahya Kemal’in dediği gibi, Birçok giden memnun ki yerinden Çok seneler geçti, çok seneler geçti Dönen yok seferinden. Giden asla dönmez, dönse de giden olmaz. “Susmak bazen asalet, bazen nezakettir. Hele de incitmekten korkuyorsan sevdiklerini, Susmak o zaman ebedi bir zerafettir...” der Yazıcıoğlu. Neyse daha diyecek çok şey vardı. Ama bazen susarak anlatmak daha muhtevaydı. Zaten de zil
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Elinden gelenin en iyisini yap, olabileceğinin en iyisi ol. Martin Luther King'in dediği gibi; “Eğer sizden sokakları süpürmeniz istenirse, Michelangelo’nun resim yaptığı, Beethoven’in beste yaptığı veya Shakespeare’in şiir yazdığı gibi süpürün. O kadar güzel süpürün ki gökteki ve yerdeki herkes durup ’Burada işini çok iyi yapan, dünyanın en iyi çöpçüsü yaşıyormuş’ desin.
Tehlikeli oyunlar / Oğuz Atay
Puan vermedi
YALNIZLIĞIN OYUNCAKLARI ” Nihayet insanlık da öldü. Haber aldığımıza göre , uzun zamandır amansız bir hastalıkla pençeleşen insanlık , dün hayata gözlerini yummuştur. Bazı arkadaşlarımız önce bu habere inanmak istememişler ve uzun süre , ‘ Yahu insanlık öldü mü?’ diye mırıldanmaktan kendilerini alamamışlardır. Bu nedenle gazetelerinde , ‘ insanlık öldü mü? ‘ ya da ‘insanlık ölür mü?’ biçiminde büyük başlıklar yayımlamakla yetinmişlerdir. Fakat acı haber kısa zamanda yayılmış ve gazetelere telefonlar telgraflar yağmıştır , herkes , insanlığın son durumunu öğrenmek istemiştir. Bazıları bu haberi bir kelime oyunu sanmışlarsa da , yapılan araştırmalar bu acı gerçeğin doğru olduğunu göstermiştir. Evet , insanlık artık aramızda yok. İnsanlıktan uzun süredir ümidini kesenler , ya da hayatlarında insanlığın hiç farkında olmayanlar bu haberi yadırgamamışlardır. Fakat , insanlık aleminin bu büyük kaybı , bir çok yürekte derin yaralar açmış ve onları ürkütücü bir karanlığa sürüklemiştir ; o kadar ki , bazıları artık insanlık olmadığına göre bir alemden de söz edilemeyeceğini ileri sürmeğe başlamışlardır. Bize göre , böyle geniş yorumlarda bulunmak için vakit henüz erkendir. İnsanlık artık aramızda dolaşmasa bile , hatırası gönüllerde her zaman yaşayacak ve çocuklarımız bizden , bir zamanlar insanlığın olduğunu , bizim gibi nefes alıp ıstırap çektiğini öğreneceklerdir. İnsanlığın güzel ve çekingen yüzünü bende görür gibi oluyorum. Zavallı insanlık kendini belli etmeden sokaklarda dolaşır ve insanlık için bir şeyler yapmağa çalışanları sevgiyle izlerdi. Bugün için insanlık ölmüşse de , onun ilkeleri akıllara durgunluk verecek bir canlılıkla aramızda yaşamağa devam edecektir. İnsanlıktan paylarını alamayanlar için o zaten bir ölüydü ; onun bu kadar uzun zaman yaşamasına şaşılıyordu.
Tehlikeli OyunlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202538,8bin okunma
UçurtmaAvcısı / KhaledHosseini
Puan vermedi
#UçurtmaAvcısı #KhaledHosseini Emir ve Hasan Kabil’de monarşinin son yıllarında büyümüş iki çocuk. Aynı evde büyüyüp aynı süt anneyi paylaşmalarına rağmen Emir ile Hasan’ın dünyaları arasında muazzam farklar var. Emir, ünlü ve zengin bir iş adamının oğlu Hasan ise onun hizmetkarının oğludur. Üstelik de Hasan, orada pek sevilmeyen etnik bir azınlık olan Hazaralara mensuptur. İki çocuğun birbiriyle kesişen yaşamları ve ikisinin yaşadıkları kurgusundan yola çıkarak Afganistan’ın trajedisini anlatır. Alıntı: — Yalnızca bir günah vardır, tek bir günah. O da hırsızlıktır. Onun dışındaki bütün günahlar hırsızlığın çeşitlenmesidir. Bir insanı öldürdüğün zaman, bir yaşamı çalmış olursun. Karısının elinden kocayı, çocuklarından bir babayı almış olursun. Yalan söylediğinde birinin gerçeğe ulaşma hakkını çalarsın. Hile yaptığın, birini aldattığın zaman doğruluğu, haklılığı çalmış olursun. Anlıyor musun? Çalmaktan daha kötü bir şey yoktur. —...”Sohbet kaçınılmaz olarak Taliban’a geldi. Sordum: “Duyduğum kadar kötü mü?” “Hayır, daha da kötü. Çok daha kötü. İnsan olmana bile izin vermiyorlar.” dedi. — “zendagi migzara=hayat devam ediyor” — Afganistan’da çocuk çok ama çocukluk yok. Sokaklar çocukluğunu yitirmiş çocuklarla dolu. Hatta “uyuyakalmak” burada çocukların dehşetle baş etme yöntemidir. Yorum: — Khaled Hosseini kitabın ilk sayfasından son sayfasına dek, olayları ve kişileri öyle güzel organize etmiş ve birbirleri ile öyle güzel ilişkilendirmiş ki bazen burnunuza kitaptan kağıt kokusu yerine zekâ kokusu geldiğini hissedeceksiniz. Kitabın dili gayet yalın ve anlaşılır, bu anlamda kitabı okuyacak arkadaşlar edebi bir beklenti içinde girmesinler , ki yalın ve anlaşılır yazmak da büyük ustalık gerektiren bir marifettir. Tüm bunların yanında yazar kullandığı sade dili
Uçurtma AvcısıKhaled Hosseini · Everest Yayınları · 2024192,2bin okunma
İdealist Öğretmen
Puan vermedi
#GrigoryPetrov #İdealistÖğretmen Çok küçük hacimli olmasına karşın baştan sona kocaman bir eğitim olan bu kitap; ideal sahibi bir öğretmenin, çalışma arkadaşlarına “Ben bunca bilgi ve yeteceğimi sizin dediğiniz gibi uçurumdan atacak değilim, bu bilgilerle insan ruhunun derinliklerinde yeni bilgiler ve yetenekler keşfetmeye gidiyorum.” diyerek anlaşılması güç bir işe girişiyor. Makamı elinin tersi ile itip, zorlu ve anlamlı bir yolculuğu anlatıyor. Prof. Raçinski... Moskova’da 1880’li yıllarda ülkenin en iyi üniversitelerin biri olan Moskova Üniversitesinde genç ve gözde bir profesör iken, üniversitedeki görevinden istifa ediyor. Kitabın bir bölümde köy öğretmenliğinin önemini ve sınıf öğretmeninin donanımlı olmasının önemini vurguluyor. Prof. Raçinski, ülke olarak icraat yapmadan boş boş övünmeyi eleştiriyor: “Biz şöyle bir milletiz, şöyle topraklarımız var, şöyle kaynaklarımız var vb.” Esas olan bu kaynakların doğru bir şekilde değerlendirilmesidir. Bize ait değerlerimizi önce yöresel, sonra ulusal daha sonrada evrensel düzeye çıkarmalıyız. Ancak o zaman övünebiliriz. Alıntı Neyi satın almıyoruz, söyleyin? Kendi başımıza ne üretiyoruz? Kurşun kalem, iğne, iplik, düğmeler-onları da yabancılardan alıyoruz. Söylemekten utanıyorum, ancak yabancıların düğmeleri olmasaydı kıyafetlerimizi giyemezdik. - Büyük gemiler, büyük okyanuslarda yüzer. Siz okyanusta yüzmek için yaratılmış dev bir gemisiniz bay Raçinski, nehrin bir kenarından diğerine yolcu taşıyanlardan olamazsınız. - Haklın bilgisizliği de derya deniz. Tam da burada büyük gemilere ihtiyaç var. Milyonlarca köylü nüfusumuzun entelektüel yoksunluğunu, sıradan halk öğretmenlerimizin yetersiz bilgisi ile karşılaşmayız. Hollandalılar uzun vadeli planlar yaparak bahçelerinde, cennet çiçeği diye tabir
İdealist ÖğretmenGrigory Petrov · Koridor Yayıncılık · 20177,8bin okunma