1) Anne babalar iki dönemden geçer. Birincisi çocuklarının senin lafını dinlediği, sözünden çıkmadığı dönemler. İkincisi senin onların lafını dinleyip sözlerinden çıkmayacağın dönemler. Bunu bil ona göre yaşlan.
2) Olur olmaz her cümleye girme. Sen merak edip bir sorduğunda, o konuyu çoktan geçmiş oluyorlar.
3) Suskunluğun tadını çıkar, esir alıyor bizi, bir şeyi on defa anlatıyor dedirtme kendine ve çok merak etme.
4) Mümkünse (elin ayağın tutuyorsa) kendi evinde yaşa. İnsanın kendi evi gibisi yok cümlesi en çok senin için geçerli. Bu yaştan sonra kimin evine gitsen misafir olursun. evinde yaşa, varsın gelip gidenin az olsun.
5) Tek çaresizliğin hastanelik ve yatalak olman olur. O zaman da senin elinden bir şey gelmez. "Yetiştirdiğin" çocuklarının anlayışına kalırsın.
6) "Artık çok yaşlandı, çocuk gibi oldu" dedirtme kendine. Kimse acımasın sana. Kambur da olsan, bakışların dik olsun.
7) Torunlarına liman ol. Bilsinler ki onlar için sessizce ve derinden düşünen ve onların hep iyi olmasını isteyen biri var.
8) Her gün bir fincan kahve yap kendine.
9) Gece kalkıp ev ahalisinin üstünü örtme konusunu abartma.
10) Kitap okumayı bırakma ve sevdiğin cümlelerin altını özenle çizmeye devam et...
Ve son olarak öyle çok da geç kalma ölüme...
"Ne vardı yani kavga edecek, sudan sebeplerle kırdım kadının kalbini. Ah yavrum evliliğimizin ilk senelerinde çok sert bir adamdım ben... Bu kadın yumuşattı beni. İnsan içine karıştım. Ah yavrum şimdi sen söyle 58 senelik evlilik böyle ölür mü?... Kırk sene önce ölseydik ama mutlu ölseydik... Ben 'yaşıyom' mu sanıyorsun, benimki ölümden beter, esir kaldım dünyada..."
İnerken, "Bir nasihatte bulunayım sana" dedi Rasim amca. "Çektiğim acıyı görüyorsun yavrum, daha gençsin, sana sakın evlenme diyecek halim yok. Ama sakın bir hafta küsülü kalacağın biri ile evlenme... Hadi kal sağlıcakla."