Günümüz dünyası asla tatmin olmayan insanların ürünüdür. Tatminin gelmesiyse, düşünceden ibaret olduklarını anladıkları ve buna uygun davrandıkları güne kadar olanaksızdır. İnsan, Ben’iyle karşılaşana kadar acılar içinde, solucanlar gibi kıvranacak ve tatminsizlik içinde boğularak ölecektir.
Toplum olarak bir şeyin bitişini, sonunu, sonucunu çok fazla önemsiyoruz. Süreçte neler öğrenildiğini, sürecin neler kattığını göz ardı ediyoruz. Bu filmler, kitaplar, ilişkiler ve daha çoğu şey için geçerli. Devamlı bir puanlama merakı hakim. Neden kendimize bunu yaparız?
Dünya, ‘Ben’ arayışına saygı duymuyor, hatta böylesi bir arayış içinde olanları cezalandırmak için çaba sarf ediyordu. Dünya düzeneği, Ben’ini arayanlara acı vermek üzere kurulmuştu.
İnsan, öncelikle içinden çıktığı insanla, sonrasında da hayat ve dünyayla zorunlu ilişkiye girdiği için, ‘Ben’ varlığı ancak sezilebilecek, ama asla kanıtlanamayacak bir düşünceydi.