Hayat böyleydi, büyük düşlerde sonbahar yaprakları gibi sararıp birer birer dökülebiliyordu. Bazısı o yaprakların üzerine basıp geçerdi, bazısı da tutup birini, kitabının arasında saklardı söz gelimi ve yalnız kaldığı anlarda o yaprağın hikâyesinde arardı kendini.
Bir anne sıcaklığı lazım bana ,
Bir tek orada huzuru hissediyorum
Bir tek orada güvende .
Yatağıma uzandığım vakit yarın olacak diye kederleniyorum! Nasıl bir çelişki bu .
Nefes dahi almakta zorlanıyorum...
Hangi gün oldu bunlar hatırlamıyorum.
Ne yediğim bir lokma şeyden nede oturup kalkmamdan,
Yahu aldığım nefesten dahi tad alamıyorum.
Nasıl bu hale geldim ?
Ben daha kaç güne geceye tutunamayacağım... !?
Ah, efendim!
Ben ne diyarlar gezdim,
Türküler içinde bir de bu türküyü yazdım,
Aşktır rüzgârların en hovardası,
Bozulur insanın düzeni yıkılır obası,
Yeniden düzen tutmaya kervan kalkar yol alır,
Beri yanda yanık türkü kalır!