Ömer trhn

Ömer trhn
@Temelreis
İşte, anlıyorsunuz ki önemli olan, özgür olmaktan çıkmak ve kendinden daha namussuz olana pişmanlık içinde itaat etmektir. Hepimiz suçlu olduğumuz zaman, demokrasi olacaktır. Ne var ki, aziz dost, yalnız ölmek zorunda kalmanın öcünü almak gereklidir. Ölüm yalnız başına olur, kölelik ise ortaklaşadır. Ötekilerin de hesabı görülür, hem de bizimle aynı zamanda, işte önemli olan bu. Sonunda herkes bir yere gelir, ama dize gelmiş ve başı eğik olarak.
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
arabamı da. Parama bağlı değildim, sahip olduğum şeylere sıkı sıkı yapışmazdım. Doğrusu, sahip olmaktan utanırdım biraz. Sosyete nutuklarımda inançla şöyle haykırdığım oluyordu: “Mülkiyet, baylar, bir cinayettir!” Servetimi buna layık bir yoksulla paylaşacak kadar büyük bir yüreğim olmadığından, onu olası hırsızların emrine bırakıyor, böylece adaletsizliği rastlantıyla düzelteceğimi umuyordum. Bugünse hiçbir şeyim yok. Böyle olunca güvenliğim için kaygı duymuyorum, ama kendim ve hazırcevaplığım için kaygı duyuyorum. Aynı zamanda, kralı, papa’sı ve yargıcı olduğum sımsıkı kapalı, küçük evrenin kapısını temelli kapatmak da istiyorum.
Trablus yakınlarındaki bir kampa atıldım, insanın kötü muamele görmekten çok susuzluk ve yokluk çektiği bir yerdi burası. Size tablosunu çizmeyeceğim oranın. Bizler, yarı yüzyılın çocukları, bu tür yerleri tasarlamak için tasvire muhtaç değiliz. Bundan yüz elli yıl önce göller ve ormanlar için gözümüz yaşarıyordu. Bugünse hücre lirizmimiz var. Bu bakımdan, size güveniyorum. Yalnızca birkaç ayrıntı ekleyeceksiniz manzaraya: sıcak, dimdik bir güneş, sinekler, kum, su yokluğu.
Bir karaciğerin yarısını yiyip yarısını atan insanlar kadar iğrenç bir şey bu. Zaten ben artık itirafları seviyorum, itiraf yazarları da özellikle, itiraf etmemek için, bildikleri üzerine hiçbir şey söylememek için yazarlar. İtiraflara geçme iddiasında bulundukları zamansa güvensizliğe düşme ânıdır, ceset boyanır. İnanın bana, bu işte ustayım ben. O zaman kestirip attım. Kitaplar kalmadı, faydasız nesneler de kalmadı, yalnız bir tabut gibi düz ve cilalı zorunlu şeyler kaldı geriye.
İnsan ölümsüzlük oyunu oynar, birkaç hafta sonra ise, yarına kadar gövdesini sürükleyip sürükleyemeyeceğini bile bilmez.