Boşluk galiba benim en dolu bulduğum şeydi. Bir şey biraz, ne bileyim bir şeyle doldu mu, bana her şeyini kaybetmiş, kaybolmuş gelirdi. Ama boşluk, kocaman, derin, karanlık ya da sisli, anlaşılmaz bir boşluk, ne varsa ondaydı, her şeyi o çekerdi ve bu her şeyi o gizlerdi
Hayata sığmak kolay değil, elin kolun sığsa tuttukların sığmıyor, ayakların girse hayallerin girmiyor, belin dönse gözün arkada bıraktıklarında kalıyor, hep bir darlık, darlık , sıkışma, sonra da bakılıyor ki, insan gire gire daha giriş kapısında durmuş, orayı da tıkamış, ötesi bomboş, yiğitsen ilerle..
İnsan zaten dertli değildir,derdin kendisidir.
İnsan öyle büyük bir derttir ki bu büyüklükte bir şeyin kendine sığacağını aklına getirmez de bunu dünyanın, hayatın derdi sayar.
Hayat o durgun, kibirli suyunda kendisine bakan bu çirkin heyulaya bakıp bakıp,
"Bu herhalde benim der, ". Bu dert de ona yeter.