Dadı, dadı! Hasan ölüyor mu? diye ağlamaya başladım. O sabah hayatımın en acı sabahıydı. Artık her şey bitti demişlerdi. Ben o kaşağıyı neden kırdım, neden yalan söyledim?"
Hasan’ın yüzü sapsarıydı. Gözleri kapalı yatıyordu. Ah, bir uyansa, bir 'Ağabey' dese, ona her şeyi anlatacaktım. Kaşağıyı benim kırdığımı, ona iftira ettiğimi söyleyecektim."
"Ertesi gün Hasan hastalandı. Annem başına oturdu. Ben de bir köşeye büzüldüm. İçimde bir korku, bir ağırlık vardı. Söyleyemiyordum. Söylesem her şey geçecekti ama dilim tutulmuştu sanki."