Zamansız Bir Yolculuk: On Yıl Sonra Yeniden Küçük Prens
Bazı kitaplar vardır, bittiğinde kapağını kapatır ve rafa kaldırırsınız. Bazıları ise ruhunuzun bir köşesine park eder ve doğru zamanı bekler.
Ben bu dostla tam on yıl sonra, hayatın bambaşka bir evresinde yeniden karşılaştım.
On yıl önce okuduğumda sadece "güzel bir masal" dediğim satırlar, bugün birer hayat dersine, birer yüzleşmeye dönüştü.
Küçük Prens aslında bize çocuk kalmayı değil, "insan kalmayı" hatırlatıyor.
Neden Hala Bu Kitaba Aşığım?
Büyüklerin Dünyası: Sayfaları çevirdikçe fark ettim ki; rakamlarla, unvanlarla ve "önemli işlerle" boğulurken aslında en basit gerçeği ıskalıyoruz: Gözle görülmeyen, sadece kalple hissedilen o özü.
Gül ve Emek: Küçük Prens'in gülü için sarf ettiği o meşhur cümle, "Gülünü senin için bu kadar önemli kılan, onun için harcadığın zamandır," bugün daha ağır bir anlam taşıyor.
Emek verdiğimiz her şeyin bizim için neden eşsiz olduğunu, sadakatin sadece bir kelime değil, bir sorumluluk olduğunu yeniden anladım.
Kendini Yargılamak: Kralın o unutulmaz öğüdü hala kulaklarımda: "Kendini yargılamak, başkalarını yargılamaktan çok daha zordur."
Kaçımız gün sonunda aynaya bakıp kendimize karşı bu kadar dürüst olabiliyoruz?
Sonuç Olarak...
Bu kitap bir çocuk kitabı değil; bu kitap, içindeki çocuğu dünyanın gürültüsünde kaybetmiş yetişkinlerin pusulasıdır.
On yıl önce başka bir kadındım, bugün başka biriyim.
Ama Küçük Prens hala aynı altın sarısı saçlarıyla B-612 asteroidinde bekliyor; tek bir farkla, artık onun ne demek istediğini çok daha iyi anlıyorum.
Eğer hayatın karmaşasında boğulduğunuzu hissediyorsanız, bir kahve alın, bu ince ince işlenmiş sayfaların arasına sığının. Çünkü tıpkı tilkinin dediği gibi: "Gerçeğin mayası gözle görülmez."
Küçük Bir Dosttan Herkese