Sami olmak, geçmişini içinde taşımak demekti; bu ağır yükle çocukken yüzleşmek ve onu taşıyıp taşımamayı seçmek demekti. Fakat insan, ailesinin geçmişini taşımaktan ve mirasını aktarmaktan başka bir seçim yapmaya nasıl cürer edebilirdi ki?
Nefes aldı, yemek kaplarını hazırladı, her şey normalmiş gibi konuşup güldü. Bunların gerçek olmadığını anlayanlar olsa bile onu kendi haline bırakmak daha kolaydı.
Endişeli ebeveynler genç, yetişkin demeden evlatlarına göz kulak oldular, hareket alanlarını sınırlayıp onları geri planda tuttular, kar yığınından öteye yan taraftaki bahçeye bile geçmelerine izin vermediler. Ancak bu hayattan ayrılmayı isteme sebeplerini ortadan kaldırmadıkça, hiçbir işe yaramayacaktı.