Gerçekten övüldüğü kadar etkileyici bir romanmış..
Kurgusunu çok beğendim, daha ilk sayfalarından itibaren sizi içine alan ve yavaş yavaş gerçek dünyadan koparan son derece sürükleyici bir roman.
Drina Köprüsü etrafındaki bölgede yaşayan insanların üç yüz elli yıllık tarihini okuyorsunuz. Hatta siz kitabı okumaya başladığınızda henüz Drina Köprüsü'nün olmadığı dönemlerden başlıyorsunuz bölgeyi tanımaya. Hem bölgenin mimari değişimini hem ekonomik değişimini gözlemlerken insanlarında değiştiğini görüyorsunuz ancak bir noktadan insanlar sizi aldatıyor. Aslın pek de değişmedikleri o modernleşen yapının altındaki ilkel güdülerin nasıl capcanlı olduğunu gözlemlemek beni çok fazla şaşırttı.
Geniş bir açıdan tüm süreci okumak size kocaman bir pencere sunarken insanların değişimlerini farklı tutumlarını da değerlendirme şansınız oluyor. Günün sonunda şunu fark ettim ki farkındalığı olan, bilinçli insanlar toplumda her zaman ilk üzülen, tehlikeyi daha yaklaşmadan hisseden insanlar okuyorlar..
Sonlara yaklaştıkça duygusal yoğunluğu da artan muhteşem bir eserdi.
Herkese keyifli okumalar dilerim.
İnsan için ne yaşayabileceği ne de ölebileceği bir çağ gelince yakınma neye yarardı? Evet, ne yaşanabilir, ne ölebilir, ancak toprağa çakılan bir direk gibi çürüyebilirdi. Bu öylesine büyük, öylesine gerçek bir sefalet ve perişanlıktı ki...