Su bilinsin ki; dinimiz nikâh müessesesine çok önem vermiş, bu konuda nişan gibi öncü sünnetler meşrú etmiş, daha sonraki nikah akdi safhasında da birtakım şartlar, sünnetler ve edepler tâyin etmiştir. Elbette ki her konuda hükümler belirlemiş olan hikmetli dinimizin bu hususu ihmal etmiş olması düşünülemez.
Yüce dinimizin vazettiği hükümler olmasa insanların birleşmeleriyle hayvanların çiftleşmelerinin ne farkı kalır?!
İnsanı diğer canlılardan ayıran özellik bir Rabbi olduğunu bilmesi ve her konuda O'nun hükümlerine boyun eğmesidir. Tabi ki kar ve zarardan münezzeh olan yüce Rabbimiz'in koyduğu ahkama riayet biç şüphesiz ki sadece kulların menfaatine olacaktır. Ama kul bu sınırları korumadığı takdirde aile yuvasında huzur bulamayacağı gibi, kabir hayatında da, mahşer arasatında da ve nihayet cehennem azabinda da asla rahat edemeyecektir.
Dolayısıyla nişan ve nikâh gibi insan hayatının en önemli meselesi sayılan bir konuda Müslüman kulun bu kitapta yazılan hususları gözetmesi hiç şüphesiz kendi menfaati icabıdır. Aksi takdirde nişanının sünnete muhalif, nikahının da çürük temeller üzere inşa edilen ve her an cehenneme doğru yıkılmaya mahküm olan fasid bir yapı olması kaçınılmaz olacaktır.
Kendi karını ve zararını bilmekten aciz olan beşerin mutlaka Alim ve Hakîm olan Rabbi'nin tâyin ettiği şeriat-ı ğarrânın emirlerine imtisal edip yasaklarından kaçınması lazımdır, işte buna muvaffak olanlar iki cihan saadetine erişecekler, muhalefet edenler ise iki cihanda hüsrâna uğrayacaklardır.
Allah-u Te'ala cümlemize her işimizde hudûd-u ilahiyyeyi muhafaza edebilmeyi nasib eylesin, herbirimizin nikâhımızı mübarek, akıbetlerimizi hayreylesin. Amin!
Bu eserde yazılan bazı mühim başlıklar:
- Nişan Sırasında Erkeğin Kadını, Kadının da Erkeği Nasıl Göreceği
- Düğünlerde
"Bir gün Allâh yolunda sınır muhafazasına bağlı kalıp nöbet beklemek (sevabı) dünyadan ve dünya üstündeki her şeyden hayırlıdır.” (Buhârî)
"Biz Rasûlüllâh (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)e en sevgili nöbetten sorduğumuzda, o: 'Müslümanların arkasında bir gece bekçi olarak nöbet tutana, arkasındakilerden (beklediği kimselerden) namaz kılan ve oruç tutanların ecri kadar (sevap) vardır' buyurdu. (Taberânî)
"Her kim Allah yolunda bir gün nöbet beklerse, Allâh onunla cehennemin arasına yedi hendek koyar ki, her bir hendek yedi kat gökler ve yedi kat yerler kadardır." (Taberání)
"Şir'atü'l-İslam"da zikredildiğine göre mümin düğün yemeğine katılmayı ganîmet bilmelidir, zira her düğün yemeğinde cennet taamından bir miskal (yüz arpa kadar) bulunduğu rivâyet olunmuştur. İbrâhîm (Aleyhisselâm) ile Rasûlüllâh (Sallallahu Aleyhi ve sellem) düğün yemeği için bereket duası yapmıştır.