OkuryazaR

OkuryazaR
@Thalesintorunu
Kendine okur kendi halinde okur.
10/10
·288 syf.·
2026 116. kitabı
Freud “Uygarlığın Huzursuzluğu” isimli eserinde aile yapısından bahseder. Ona göre küçük oğlan babasını öldürmek ve annesi ile evlenmek gizli dileğini yenmek zorundadır. Ancak bu şekilde baba tasarımını içine alır, böylece üst benliği kurulmuş olur ve sonunda normal bir olgunluk ve erişkinliğe ulaşabilir. Çünkü “Baba, oğul için ilk tanrı, ilk rahip, ilk modeldir.” Eksiklerle ve bir sürü yitikle geldiğimiz dünyada varlığımızı sürdürmek hiç kolay değildir. Bize bakım verenlerin insafına kalmış bir büyüme sürecimiz var. Kendi ayaklarımız üzerinde durmak için uzun yıllara ihtiyaç duyarız. Bu süreç uzun olduğu kadar iç ve dış etkilerin kasıp kavurduğu bir dönemdir. Çocuklukta her şey büyük yaşanır. Sevgi, öfke, hüzün hepsi çok büyük yaşanır. Gerçekte olanın dışında yaşanır. Yarım yamalak tam gelişmemiş algı sistemimiz nedeniyle sanrılı yaşanır. Gerçekten kopuktur. Bu süreç içinde oluşturduğumuz kişilikler zamanla değişir. Çocukken tanrılaştırdığımız babamız ölürken bir yüktür. Ya da ergenken isteklerimize ket vuran zalimdir. Bu noktada çoğu ailede anne ise tapılası kutsal bir figür olur. Kitap bir aile öyküsü üzerinden sorguluyor varolmanın dayanılmaz hafifliğini. Vazgeçilmez ağırlığını, doğarken bileğimize boynumuza takılan pranganın demirini çeliğini. Asla geride bırakamayacağımız sancılarımız var. Bu sancıların bir kısmı doğumsal. Bunlarla doğarız. Bedensel olarak kusurlu veya eksik olmak bir yana aile yadigarı genlerimiz de peşimizi bırakmaz bizim. Aslında temel ihtiyaçlara ek en önemli isteğimiz sebgi ve anlayıştır. Ve tabii ki taktir görmek. Babasının ölümünün üzerinden fazla bir zaman geçmemiş bir bağımlının bir kaybedenin öyküsü. Elbette yalanlar başat bir keski gibi yontmuş hayatını şurasını burasını kahramanımızın. Ortaya çıkan şeyden ne aile ne baba ne de kendisi
Babam Hakkında Bir YalanJohn Burnside · Sel Yayıncılık · 20266 okunma
OkuryazaR
Ah tam anlatmak istediklerimin özeti bu. Sağ olun
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
10/10
·368 syf.·
2024 226. kitabı
“İnsanlık” ve “insan” bir ideadır ve uzak bir ütopya. İnsan “doğanın yetimi” olarak dünyaya eksik ve muhtaç olarak gelir. Kendini tamamlayıp “insanlık” için bir “insan” olmak için bir ömür harcayıp ölüyor. Bu sihirli efsunun içinde; biraz vicdan, biraz ahlak, biraz bilgi, biraz saygı var. Bilmem kaç baharattan oluşan mesir macunu gibi. Her derde deva bir “insanlık” macunu. Beslenmemiz büyümemiz ve insan olmamız için gerekli tüm malzeme sosyalleştiğimiz ve doğadan kopuk bir “fanus” olan yarattığımız toplumda var. Ve toplumsallaşma yolunda pek çok fiziksel özelliğimizi yitirmiş durumdayız. Beslenmemiz tahıl tabanlı ve pişirmek zorundayız. Kafamız kocaman bu da doğumu riskli hale getiriyor. Ve kendine yeter birey olmamız için uzun sürelere ihtiyacımız var. Bu tür doğadan kopuşların elbette bir sebebi var hayatta kalma şansımızı artırmak. “Gen bencildir” yani gen kendini kopyalamak için bizi kullanır. Gerçek olan gendir. Kopyalanması gereken gendir. Yurmurta başka yumurtaları garantilemek için tavuk yapar. Evrimsel süreçte insanlık tarihi bir sürü boşluktan oluşuyor. Ve tabii ki ahlak’ın tarihide boşluklardan oluşuyor. Her şeyde bir neden sonuç ilişkisi kurmamız mümkün değil. Dil gibi bir sürü keyfi nedensellik içerebildiği gibi çevresel zorunlulukta bize bu yapıyı dayatmış olabilir. Bizim evrimsel gelişmemiz gereği eksikliğimizi gidermek için önce aile sonra akraba bağı kurduk ve bu bağ yetmeyince toplumsal bağlar ve aitlik için; ırk, ulus, millet, din i kavramlarını oluşturduk. Ve bağımızı genişlettik. “Biz” olanı büyütüp “onlar”a karşı güçlü durduk. Kitap bir soykütük çalışnası ahlak’ın felsefesini anlatmak için neden ahlak var sorusuna cevap arıyor. Ahlak nedir sorusuna cevap arıyor. Ahlaklı olmak için ne gereklidir diye sormuyor. Erdemi sorgulamıyor. Bilimsel verilere
AhlakHanno Sauer · Metis Metis Yayınları · 202485 okunma
Sevgican isimli okura yanıt verildi
OkuryazaR
Emeğinize sağlık 🙏🏻
10/10
·696 syf.·
2025 147. kitabı
Anılar bir iz beynimizde vücudumuzda. Hafızamız ise belli çağrışımlar belli anılar bazı acılar üzerine kuruludur. Zaman ve mekandan azade bir gerçeklik yaratır suya batmış etrafı kalın bir kemik kafesle çevrili beynimiz. Bu gerçeklik bizim dünyamızdır ve biriciktir. Yani belli noktalarda benzer çıkarımla kurulmuş bir ortak hafızamız vardır ama tüm diğer yaşananlar ve bu yaşananlardan çıkardığımız sonuçlar biriciktir bize özeldir. “İstisnasız herkes, kendi usulünce, kendi kanaati ya da aidiyetine göre, geçmişe, ortak zamana ait unutmak istediği bütün olayları yüz hatlarında taşımaya devam ediyor, başkalarına unutturmak istedikleri olayları ise tek tek, yapay ifadelerle değişen yüz hatlarının ardına gizliyor.” Anılarınızda yer alan tüm unsurlar içinde en özel olanı anılarınızdaki insanlardır. Bu insanların sıfatları ne olursa olsun geçmişinizin parçasıdır ve bu parçalar anınızın değişik versiyonlarını içlerinde taşırlar. Peter Nadas bu uzun destansı başyapıtında anılar üzerinden savaş sonrası Doğu Almanya ve daha özel anlamda sınırları giderek belirsizleşen insan ilişkileri ve kimlikleri üzerinde duruyor. Bir Avrupalı yazar olması nedeniyle Macar olmasına rağmen tüm Avrupa’nın savaş sonrası halini yaşadığı dönemin sanat dünyasını insan iklimini anlatıyor bu uzun ve akıcı eserde. Bu kadar hacimli olması korkutmasın gözünüzü müthiş bir dil ve anlatımla tüm demek istediklerini söylüyor. Bir labirente dalmak müthiş heyecanlı elbette ama:”Başladığın yere dönebilesin diye geride bıraktığın patikaların sapaklarını, dönemeçlerini, engellerini ve çataklarının ardında bıraktığın, korkudan bitkilere insan suratları, yol işaretiymiş gibi baktığın, karşılığında da geri dönmeni sağlarlar diye içlerinde biçim, hikaye ve karakterler aradığın sürece henüz tam olarak burada değilsin.”
Anılar KitabıPeter Nadas · Everest Yayınları · 20255 okunma
Sevgican isimli okura yanıt verildi
OkuryazaR
Takip ettim efendim alıntılardan kitabın keyfini çıkardığınızı anladım. Teşekkürler
-Açıkça görülüyor ki, Tanrı sadece kendi meselesiyle ilgileniyor, sırf kendiyle uğraşıyor, sırf kendini düşünüyor, gözünde sadece kendi meselesi var; onu hoşnut kılmayan her şeyin vay haline! O, kendinden daha üstün birine hizmet etmiyor, sadece kendini tatmin ediyor. Onun davası -tamamen egoist bir davadır.
Alıntı
OkuryazaR isimli okura yanıt verildi
OkuryazaR
Niçeda bazen kitaplar sessizce zamanlarını beklerler öyle düşünmeyi tercih ediyorum
-Açıkça görülüyor ki, Tanrı sadece kendi meselesiyle ilgileniyor, sırf kendiyle uğraşıyor, sırf kendini düşünüyor, gözünde sadece kendi meselesi var; onu hoşnut kılmayan her şeyin vay haline! O, kendinden daha üstün birine hizmet etmiyor, sadece kendini tatmin ediyor. Onun davası -tamamen egoist bir davadır.
Alıntı
OkuryazaR
Çok yorum yapmayı sevmem ama alıntı ve kitap… muhteşem efendim