Peki ama neden? Momo herkese akıl verecek kadar zeki bir kız mıydı? Teselliye gereksinimi olanları yatıştıracak sözler mi buluyordu? Bilgece kararlar mı verebiliyordu? Hayır. Momo da diğer çocuklar gibi böyle şeyler yapamazdı.
Bunların hiçbirini yapmıyordu,
Momo'nun hiç kimsenin yapamayacağı şekilde başar dığı şey dinlemekti. Belki şimdi pek çok kimse, bu da bir şey mi, herkes dinlemesini bilir, diyecektir. Oysa hiç de öyle değil. Çok az insan gerçekten iyi bir dinleyicidir. Dinlemek konusunda Momo'nun eşi benzeri yoktu. Momo karşısındakileri, aptal insanların bile aklına parlak düşünceler getirtecek şekilde dinlerdi. Bunun için karşı tarafı düşünmeye iten bazı şeyler söylemez ya da zekice sorular sormaz, aksine yalnızca sessizce oturur ve anlatılanları pür dikkat dinlerdi.
Şehirde kimin ne iş yaptığını, rütbelerinin ne olduğunu, işten çıkarılanları ya da terfi edenleri anlatıyordu onlara. Karısının cenazeye gelmemiş olması da umurunda değildi. Güya karısının bir konferansı varmış, yabancılar da davetliymiş o konferansa. Peki, torunlar niçin gelmemişlerdi? Onlardan hiç söz etmiyordu. Ama belliydi. Okula gidiyorlardı onlar. Diploma alabilmek ve yüksek okula gidebilmek için iyi notlar almalı, bunun için de okuldan bir gün bile geri kalmamalıydılar! Yedigey "Ne biçim insanlar bunlar!" diye söylendi nefretle. "Ne hale gelmiş bu nesil? Her şey önemli ama ölüm önemli değil!" Ve, kendi kendine soruyordu: "Eğer ölümün onlar için hiçbir önemi yoksa, yaşamanın da yoktur. Öyleyse niçin ve nasıl yaşıyordu bu insanlar?
Ek olarak görevinin elinden geldiği kadar gayret edip çalışması olduğunu , ister amacına ulaşsın ister ulaşmasın işte bu gayretin de onun başarısı anlamına geldiğinin farkına varacaktır