1945'te her şey değişti. Nükleer silahlar millet meselesini şirazeden çıkardı. Hiroşima'nın ardından insanlar, alışılageldik bir savaşa neden olur diye değil, nükleer savaşa yol açar diye korkmaya başladı milliyetçilikten. Kitlesel imha korkusu insanların zihnini açıverdi ve büyük ölçüde atom bombası yüzünden imkansız bir şey gerçekleşti: Milliyetçilik cini kısmen de olsa çıktığı lambaya geri sokuldu.
Nasıl ki eski çağlarda Nil Havzası'nda yaşayan köylülerin sadakatlerinin bir kısmını yerel klanlarından alıp daha büyük bir krallığa teslim etmesiyle tehlikeli nehir dizginlenilebildi, nükleer çağda da çeşitli milletlerin üstünde küresel bir topluluk kuruldu, çünkü nükleer iblisi zaptetmek ancak böyle bir topluluğun harcıydı.
İsveç, Almanya ve İsviçre gibi huzurlu, varlıklı ve liberal ülkelerin hepsi güçlü bir millet algısına sahip memleketler. Sağlam milli bağların eksik olduğu ülkeler arasında Afganistan, Somali, Kongo ve birtakım başarısızlığa uğramış devletler yer alıyor.
Radikal İslamcılar Hz. Muhammed kadar Marx ve Foucault'dan da etkilenmiş, Emevi ve Abbasi halifeleri kadar 19. yüzyıl Avrupalı anarşistlerinin de mirasını devralmışlardır.
Mithat Paşanın amacı İngiliz-Fransız-Rus elbirliğiyle isteneceği bilinen ıslahat isteklerini(şimdi artık ıslahat reform anlamına değil, imparatorluğun tasfiyesi anlamına geliyordu) önlemek için onlardan önce davranmak, Türk olmayan unsurlara ve bölgelerin yönetimine geniş yetkiler vererek bir çeşit imparatorluk uluslar topluluğu yaratmaktı.
Türkiye'nin modernleşmesine kendi anlamlarında yardım sağlamış olan Batı devletleri ise Türkiye'ye militer ve politik anlamda muhtaç olmadıkları dönem gelince Türkiye'nin gelişmesine karşı yardım değil, ilgi bile göstermezler. Bu dönemlerde başka çıkarlar gerektirmişse, Türk aleyhtarlığı yaptıkları bile çok görülen bir şeydir. Gerçekte Türkiye Batılaşma savaşında hiç bir Batı devletinden bu davaya yarar hiç bir yardım görmemiştir. Yardım görmüşse bu, Türkiye'nin batılılaşmasına değil, o Batılı devletin ulusal çıkarına yaramıştır. Bunu bize en iyi gösteren şey, Türkiye'nin batılılaşmada en çok başarı gösterdiği zamanların Batı dostu olmadığı zamanlara rastlamasıdır.