"Nasıl ki fırtınalı gecede dışarı çıkmaya hazırlanan adam rüzgar olmayan bir köşede mumunu yakarsa, antik ateş de mağaralara sığınmak zorunda kaldı..."
Artık bu şekilde bakmaz, nefret onu artık beslemez olduğunda endişelenmeye başlayacak asıl. Çünkü nefret devam etme gücü verir insana, kırılgan yapıyı ayakta tutar, boşluğun her yeri işgal etmemesi için iplikleri birbirine bağlar. Oğlunun ölümünden dolayı birinden nefret edebilmek isterdi. Ama ani bir ölüm için kimi suçlayabilir ki? Tanrı' dan nefret etmeyi denedi, ama Tanrı'ya inanmıyor ki. Bu kadar narin ve kısa ömürlü olduğu için tüm insanlıktan nefret etmeyi denedi ama onu da beceremedi çünkü herkesten nefret etmek ile hiç kimseden nefret etmemek farksız birbirinden. Ansi gibi o da bütünüyle kırık dökük biri olabilmek istedi fakat bir türlü yıkılamadı gitti işte.