Bazı insanlara daha önce okunmuş bir kitabı yeniden okumak anlamsız gelir. “Sonunu biliyorsun, neden tekrar?” derler. Oysa aynı kitabı ikinci kez okumak, aslında aynı kitabı okumak değildir. Çünkü o kitabı okuyan kişi artık aynı kişi değildir.
İlk okuduğumda sıradan gelen bazı cümleler bu kez içimde uzun uzun yankılanabiliyor. Daha önce altını kalın kalın çizdiğim yerler ise şimdi gereksiz ya da yüzeysel gelebiliyor. Metin aynı kalıyor; değişen ben oluyorum.
Bu yüzden yeniden okumak bana göre nostalji değil, ölçüm. Kendimi tartmak gibi. Aynı kitabın içinde başka bir insan olduğumu görmek...
Eski alt çizgiler bir zaman kapsülü gibi. “Bunu mu önemli bulmuşum?” diye şaşırırken aslında kendi dönüşümüne tanıklık ediyorsun. Yaşadıkların, öğrendiklerin, kırıldığın ve güçlendiğin yerler okuma biçimini değiştiriyor.
Belki de bazı kitaplar bir kez okunmak için değil; hayatın farklı evrelerinde bizi yeniden karşılamak için yazılıyor. Ve bazen en büyük fark ediş, kitabın değil, senin değişmiş olduğunu görmek oluyor.