İrade Terbiyesi, bir karakter eğitimi ve ahlak inşası metni. Özellikle de gençlik dönemine odaklanıyor. Yazar, insanın lise ve üniversite yıllarında zihinsel ve ahlaki olarak en kırılgan döneminden geçtiğini düşünüyor. Çünkü bu yaşlarda insan hem özgürlüğü ilk kez ciddi anlamda tadıyor hem de arzularıyla ilk kez baş başa kalıyor.
Kitabın temel meselesi iradeye yön vermek. Yani insanın içinde tembellik, hazcılık, cinsellik, erteleme gibi dürtülerin doğal olduğunu kabul ediyor; fakat bunların kontrolsüz bırakıldığında insanın karakterini parçaladığını söylüyor. Özellikle uzun vadeli emek isteyen düşünsel üretimin — ders çalışmak, okumak, düşünmek, kendini geliştirmek — kısa süreli hazlarla sürekli savaştığını anlatıyor.
Bu yüzden kitapta özellikle gençleri uyarmaya çalışan bir “öğretmen” tonu hissettim.Sanki deneyimli bir hoca, öğrencisinin omzuna elini koyup ona şöyle diyor:
“Şu an önemsiz sandığın alışkanlıklar, ileride karakterin olacak.” O yüzden o yaşlarda kişilerin okuması çok daha iyi olacaktır.
Yazarın en dikkat çekici taraflarından biri, ahlaki çöküşü yalnızca büyük günahlar veya dramatik olaylarla açıklamaması. Ona göre çöküş; küçük tavizlerle, rahatlığa alışarak, zihni sürekli oyalayarak başlıyor. Tembellik burada sadece çalışmamak değil; insanın kendi potansiyelinden kaçması anlamına geliyor.
Cinsellik konusunda da tamamen baskıcı bir yerden değil, kontrolsüz arzunun insanın zihinsel enerjisini dağıttığını düşündüğü için yaklaşmış gibi. Bana biraz fazla katı geldi, ancak insanın sürekli haz peşinde koşmasının, derinlikli bir hayat kurmasını zorlaştırdığı düşüncesi hâlâ güncelleğini koruyor.
Kitabın sevdiğim yanı, iradeyi sürekli motivasyonla değil; alışkanlıklarla, çevreyle, tekrarlarla ve küçük disiplinlerle gelişen bir şey olarak görmesi. İnsan