Çocukken yatağa yattığımda, içeriden gelen misafir sesleri, gülüşmeler, bana huzur verirdi. Garip bir güvende olma hissiyle uykuya geçerdim.
Büyüdükçe ne değişti de, yan daireden gelen bir gürültü ya da herhangi bir ses, bir konuşma, içimde büyük bir öfke patlaması yaratıyor? Sanırım büyümek demek, insanın güvenli kozasından çıkıp kendi sınırlarını koruyan bir askere dönüşmesi demek. Dışarıdan gelen her kontrolsüz ses sanki bir sınır ihlali ya da kasıtlı yapılmış bir saygısızlık.
Oysa felsefede “Hanlon’un Usturası” kuralı şöyle diyor: ‘Aptallıkla, cehaletle veya telaşla açıklanabilen hiçbir durumu, körü niyetle açıklama.’ Belki de bu anlayışı daha çok içselleştirmeliyim, bilmiyorum. Ya da bu insanın kendini kandırmaya çalışması mı olur? Niyeti eylemden ayırabilmek ve her gürültünün bize karşı kasıtlı yapıldığını düşünmeyi bırakmak, yetişkinliğin en zor adımlarından biri sanırım.
Peki ya siz? Rahatsız edici bir ses karşısında bu anlayıştaki gibi iç huzurunuzu koruyabiliyor musunuz yoksa nasıl bir tavır takınıyorsunuz? Merak ediyorum.