Cihat

7/10
·208 syf.··
2025 58. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 26 Mayıs 2025 10:49
Denis Diderot... Aydınlanma Döneminin en önemli kişiliklerinden birisi. Bu dönemde Fransız Edebiyatının yetiştirdiği önemli yazarlara baktığımız zaman gerçekten de koca bir cevher olduğunu hemen fark ediyorsunuz. Özgür düşüncenin bugünlerdeki gibi hoş karşılanmadığı bir dönemde kilisenin, manastırların, rahiplerin, bağnaz bir toplumun içinde yaşayan bir adamın bu düzeni şiddetle eleştirdiği bir eser "Rahibe" kitabı. Kitabın konusu da istemediği halde ailesi tarafından zorlanarak manastıra kapatılarak rahibe yapılmak istenen bir kadının bu duruma karşı direnmesinden oluşuyor. Konu "direnme, özgürlük mücadelesi" vb olduğu zaman doğrudan ilgimi çektiği aşikar olmakla birlikte böyle bir konu ele alındığı zaman anlatılmak istenen konunun hakkını verebilmek önemlidir. Ve içimde bu kitap için inceleme yazma isteği uyandıran durum da yazarın işlemek istediği konunun hakkını vermiş olmasıdır. Kitabı okurken bolca öfkelendim, bolca daraldım, bolca umutlandım ve kitabın ana karakteriyle bolca empati yaptım. İşlediği konu ne olursa olsun okuyucuya o duyguyu aktarabilen kitap başarılı bir kitaptır. Knut Hamsun'un "Açlık" kitabını diğer okurlara oranla daha fazla beğenmemin sebebi de buydu. Diderot'un "Rahibe" kitabını okurken de istemediği halde manastırda kapana kısılmış bir insan gibi hissettim kendimi. Ve kitabın ana karakteri gibi görmek istediğim tek bir şey vardı: Bu manastırdan kaçıp gitmek. Kitabın dili oldukça akıcı olmakla birlikte benim için tek olumsuz yönü kesinlikle kitabın sonu oldu. O kısımda beklediğimi bulamadım. Yine de genel okuma deneyimime bakacak olursak oldukça memnun olduğumu söyleyebilirim.
RahibeDenis Diderot · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20211,030 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
7/10
·415 syf.··
2024 49. kitabı
·
21 günde okudu
·
Okunma: 19 Ağustos 2024 21:09
Tanpınar Türk edebiyatının önemli değerlerinden birisi ve önemli bir fikir adamıdır. Akademik konularda bazı eserlerinden faydalanmış olsam da ilk kez bir edebî eserini okuma fırsatını yakalamış oldum. Öncelikle şunu belirtmek isterim; yazar bu eseri ortaya çıkarmadan evvel düşün dünyasında iki önemli mevzu olduğu anlaşılıyor; Doğu - Batı medeniyet çatışması ve II. Dünya Savaşı... Kitabın ana ekseni bu konular üzerinde düşünce alışverişinde bulunan karakterler üzerinden oluşuyor. Tanpınar bu konulardan bahsetmek için kurguladığı karakterleri düşüncelerinin aktarıcısı olarak kullanmış. Karakterlerin belli bir kişiliği olması ve bunu yansıtma konusunda oldukça başarılı iş çıkarmış. Kendi içinde tutarlı ve özgün karakterler oluşturmuş. Bunları da kuvvetli bir edebî dil ve başarılı psikolojik betimlemeler ile desteklemiş. Kitabın en başarılı yönü burası. Fakat kitabın hikayesi ve kurgusu pek de tatmin edici değil. Her ne kadar iyi yazılmış karakterler olsa da hikaye ilgi çekici olmaktan uzak. Hikaye kurgusu da kuvvetli değil. Yazarın bazen betimlemeleri uzattıkça uzatması da insanı hikâye akışından koparıyor. Bunun sebebi de bence yazarın hikâyeyi amaç değil de araç olarak görmesi. Ve bir de diyaloglar... Karakterlerin uzun uzadıya süslü felsefî cümleler kurarak birbiriyle iletişim kurduğu romanlar bana doğallıktan oldukça uzak geliyor. Bu diyaloglar kısa tutulmuş olsa anlayabilirim fakat baştan sona filozof kadar derin cümleler kurarak konuşan edebî karakterler bana doğal hissettirmiyor. Tabi yazarın dehası ve düşün dünyasındaki zenginliği, işin edebî tarafını bir kenara koyarsak takdir etmemiz gerekir. Sonuç olarak elimizdeki kitap herkese hitap etmeyen bir kitap. Olay örgüsünden ziyade işin felsefî boyutlarına değinen, karakterlerin iç dünyalarını anlatmaya
HuzurAhmet Hamdi Tanpınar · Dergah Yayınları · 201921,3bin okunma
4/10
·224 syf.··
2024 44. kitabı
Jules Verne... Kendisiyle çocukluk çağında "Seksen Günde Devr-i Alem" kitabıyla tanışmıştım. Bugün kitabın hikayesine dair detayları hatırlamasam bile çok severek okuduğumu hatırlıyorum. Bu sebeple yazara karşı her zaman için bir sempatim vardı. Zaten "Ay'a Yolculuk" kitabını da bu sempati sebebiyle almıştım. Fakat bu kitap benim yazar için beslediğim güzel duyguları oldukça sarstı... Peki neden? 19.Yüzyıl ortalarında Ay'a gitmek gibi vizyoner bir hikaye konusunu oldukça gereksiz ve bitmek bilmeyen detaylarla boğmuş sayın yazar. Nasıl detaylar bunlar? Ne tarz detaylar? Öncelikle kabul edilebilecek bazı detaylardan bahsetmiş, mesela Aya gidecek aracın yapımında kullanılacak malzemeler, aracın büyüklüğü vesaire hakkında tartışmalar her ne kadar sıkıcı olsa da kabul edilebilir detaylar. Fakat Aya gitmek için diğer devletlerin Amerika'ya yaptığı bağışların miktarını tek tek yazmak gerçekten gerekli mi? Hızını alamayan sayın yazarımız hangi ülkenin hangi banka üzerinden ne kadar para bağışında bulunduğunu yazmakla kalmayıp bir de bunu dolar cinsinden frank cinsine çevirmiş. Yetmiyor mesela Ay'a gidecek aracın hangi ABD eyaletinden kalkış yapacağına dair tartışmalara uzun uzadıya yer veriyor. Florida mı Teksas mı? Coğrafi ve sosyal koşullar irdeleniyor, seçenekler değerlendiriliyor ve en sonunda bir karar veriliyor... Bunlar da yeterince sıkıcı gelmediyse dürbün ve teleskop arasındaki teknik farkın ne olduğunu uzun uzadıya okumak da size ilginç gelecektir. Bu örnekler çoğaltılabilir. Çünkü inanın bana kitap bu tarz detaylarla dolu. Belli ki sayın yazarımız bilime dair bilgisini ve tutkusunu okuyucuya hissettirmek istemiş. Bu bilgiyi "böbürlenme" seviyesine çıkarması edebî bir hikâyeden ziyade bilimsel makalelerden oluşan bir deneme yazısına çevirmiş kitabını. Bu detaylı
Ay'a YolculukJules Verne · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202112,5bin okunma
5/10
·280 syf.··
2024 7. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 15 Şubat 2024 16:13
Yılın ilk faciası... Gerçekten tam bir felaket. Bu kitabın bu kadar yüksek puan ortalamasına sahip olmasının sebebi nedir? Haftalarca sürdü bu kitabı okuması. Bir kez bıraktım sonra tekrar başladım. Hep bir umut vardı içimde; ilerledikçe kendini toparlayacak bu kitap, hikâye açılacak bir yere bağlanacak diyordum. Sonuç ise hüsran. "Amerikan yerlilerinin ötekileştirilmesi" temasını konu edinen bu kitap onların neden ve nasıl ötekileştirildiğini açıklama konusunda oldukça başarısız. Küçük Ağaç isimli bir çocuğun büyükannesi ve büyükbası ile sürdürdüğü hayatı konu ediniyor. Olaylar bu üçlü etrafında dönüyor. Tabi hikayeye eşlik eden "Çam Billy, Söğüt John" gibi bazı yan karakterler de mevcut. Fakat olaylar gerçekten ilgi çekici olmaktan çok uzak. En temel sorun ise bu kitabın hikâyesinin bir motivasyonu yok. Küçük Ağaç'ın eğitimini konu edinmesi gereken bu kitabı bitirdiğiniz zaman eğitiminden neler öğrendiği sorusuna bir cevap bulamıyorsunuz. Çünkü yok. Küçük Ağaç'ın eğitimini bir kenara bırakırsak hayatında olup biten diğer konularda bir ilgi çekicilik var mı? Yok. Neden yok? Çünkü hikaye ufak bölümlere ayrılarak anlatılmış ve bu bölümler arasında bir bütünlük yok. "Kızılderili yaşamından kesitler" mantığıyla yazılmış bölümler ve sizi temin ederim ki bu kesitlerde ilgi çekici hiçbir şey yok. Durum böyle olunca okuduğunuz kitapta akıcılık olmuyor. Bu akıcılık olmadığı zaman da okumak tam bir işkenceye dönüşüyor. Nitekim bu kitaba devam etmek için her seferinde kendimi zorladım. Çevirisinin kötü olduğu, okumayı ve anlamayı zorlaştırdığını da belirtmem gerek. Bunu ilgi çekmeyen ve akmayan bir hikâye ile birleştirdiğiniz zaman varın siz düşünün nasıl eziyete dönen bir deneyim olduğunu. İncelemeyi burada bitirirken yapmak istediğim son vurgu da bu kitabın "vakit kaybı"
Küçük Ağaç'ın EğitimiForrest Carter · Say Yayınları · 202110,6bin okunma
Kaotik Bir Özet
7/10
·504 syf.··
Beğendi
·
2023 50. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 15 Kasım 2023 23:12
"Baştan aşağı tarih, insanoğlunun bir dramıdır." der büyük tarihçi Halil İnalcık. Ne demek istediğini en derinden hissettiğim bir kitap oldu John Julius Norwich'in Fransa Tarihi... Çünkü bu ulusun tarihini tek bir kelimeyle özetlemek mümkün: Kaos. Galya topraklarında kavimler halinde yaşayan topluluklarla başlayan bu hikaye, İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesiyle neticelendirilmiş. Bu süreç içerisinde Fransa'nın yükseldiği, düştüğü ve acı çektiği birçok iniş çıkışlar gerçekleşiyor. Hanedanlar arası mücadeleden, mezhep çatışmalarına, kültürel ilerlemelerden iç savaşa, devrimden terör dönemine, halkın çektiği yoksulluk sıkıntısından iki dünya savaşına kadar birçok olaya tanıklık ediyoruz. Ve olaylar birbirini izlerken kaos hiç eksik olmuyor. Yazarın bu kaosu aktarma şekli ise gayet başarılı. Çoğu zaman tarih kitabı okuduğunuzu hissetmiyorsunuz. Heyecanlı bir romanın sürükleyici olay örgüsünü takip ediyor hissiyatına kapılıyorsunuz. Bu da kitabı okumayı zevkli kılıyor. Yazarın akıcı anlatımının bu zevki artırdığını da belirtmek gerekir. Olumsuz olarak belirtilmesi gereken noktalar da var... Öncelikle yazar olayları özet olarak aktarmış, kapsamlı akademik bilgiler sunan bir kitap değil ve bu amaçla okumak isteyenler tatmin olmayacaktır. Bir diğer nokta ise gerekliliği tartışmaya açık olacak şekilde diğer ülkelerin tarihlerine bazen fazlaca değinmiş. Gerçi Avrupalı devletlerin çok farklı bir türde akrabalık sistemi olmasıyla da alakalı olabilir bu durum. Sonuç olarak elimizde iyi bir kitap var. Gayet akıcı, sürükleyici ve vurguları yerinde bir kitap. Fakat elimizde çok iyi bir "tarih kitabı" olduğu söylenemez. Bunun sebebi ise yazarın çoğu önemli olayları özet geçerek aktarması. Doğru beklentiyle okuyacak olursanız kesinlikle keyif alarak Fransa'nın tarihine dair bir
Galya’dan De Gaulle’e Fransa TarihiJohn Julius Norwich · Yeditepe Yayınları · 202211 okunma