"Daha çok anlat” dedim.
“Hoşuna gidiyor mu?”
“Çok. Elimden gelse seninle sekiz yüz elli iki bin kilometre hiç durmadan konuşurdum.”
“Bu kadar yola nasıl benzin yetiştiririz?”
“Gider gibi yaparız."
Ey gözIer, son kez bakın!
Ey koIIar son kez kucakIayın! Ve siz, ey dudakIar, nefes kapıIarı, hakka uygun bir öpüşIe mühürIeyin aç gözIülüğümIe yaptığım bu süresiz anIaşmayı!