Ve sonra bu yaşamda özlem duyacak kadar beni üzebilecek ne kaldı ki? Gerçeği söylemek gerekirse hapishanenin karanlık gündüzü, kara ekmeği, kürek mahkûmlarının gerdeline konulmuş çorbaya benzer yemek, aşağılandığımı görmek, o kadar eğitim görmüş birisi olmama karşın gardiyanlar ve öteki mahkûmlarca horlanmak, konuşabileceğim ve dinleyebileceğim nitelikte bir insan görememek, yapmış olduğum ve bana yapılacak olan şeylerden dolayı durmadan ürpermek: İşte celladın aşağı yukarı elimden alacağı biricik servet bunlar.
Soğuma karnına doğru yayılmıştı ki, yüzüne örttüğü örtüyü kaldırdı, şu sözler dudaklarından çıkan son sözler oldu:
-“Kriton”, dedi, “Asklepios'a bir horoz borcumuz var, dostlar ödemeyi unutmasın sakın”.
-“Peki öderiz”, dedi Kriton, “başka bir diyeceğin yok mu?”
Cevap vermedi Sokrates.