Adelaide benim için bir aşk hikâyesinden çok bir kimlik kaybı anlatısıydı. Roman boyunca Adelaide’in en büyük yanılgısı fazla sevmesi değil, kendini sevginin içinde silikleştirmesiydi. Rory’yi idealize ederken kendi değerini onun ilgisine bağladı ve yaşanan her sorunu kendinde aradı.
İlişkideki duygusal asimetri baştan itibaren hissediliyordu. Adelaide büyük jestler yaparken Rory’nin toksik olması bok gibi hediyeler vermesi güç dengesini açık ediyordu. Bu yüzden Adelaide bence fazla bile bekledi o doğum günü hediyesinden sonra Rory’i çoktan şutlamıstım.
Toparlanma kısmı ise bende daha karışık bir his bıraktı. Adelaide’in intihara meyilli bir noktaya gelmesinden sonra terapiye başlaması ve ilaç kullanması gerçekçi bir adım. Ancak sonrasında hayatın hızla düzene girmesi, sosyal çevrenin sağlam durması ve yeni bir flört ihtimalinin belirmesi biraz fazla pürüzsüz ilerliyor. Böylesine derin bir kimlik kaybından sonra iyileşmenin daha dalgalı, daha geri dönüşlü olmasını beklerdim. Bu yüzden final umutlu olsa da tam anlamıyla ikna edici gelmedi.
Yine de roman, sevgi ile bağımlılık arasındaki ince çizgiyi görünür kılıyor. Adelaide’in kaybı aslında Rory değil, onun üzerinden kurduğu kimlikti. Bu açıdan kitap, aşkın değil, kendini kaybetmenin hikâyesi olarak kalıyor.
AdelaideGenevieve Wheeler · Kairos Kitap · 20251,868 okunma
On Tyranny benim için bir tarih kitabından çok bir refleks kitabı oldu. Otoriterliğin nasıl geldiğini değil insanların ona nasıl zemin hazırladığını gösterdi. Kitabı bitirdiğimde korkudan çok netlik kaldı. En güçlü farkındalığım şu oldu. Demokrasi dış tehditlerle değil iç konforla zayıflar.
En çok gerçeğin görecelileşmesi bölümü üzerinde durdum. Demokrasi ortak bir gerçeklik zeminine ihtiyaç duyar. İnsanların gerçeği bilmemesi değil bilmek istememesi daha tehlikelidir. Kendi inançlarını korumak rahattır. Gerçeği kabul etmek ise sorumluluk ister. Ve çoğu insan sorumluluğun yükünden kaçabilir.
Önceden itaat fikri de çarpıcıydı. Baskı gelmeden uyum sağlamak çoğu zaman korkudan değil güvende kalma arzusundan doğar. Belirsizlikten kaçarken sistem hızlanır. Bu noktada anladım ki demokrasi ancak onu ayakta tutan karakter kadar güçlüdür.
Demokrasinin seçimle değil eleştiri güvenliğiyle ölçüldüğünü görmek de önemliydi. Kamusal alanda susmak nötr değildir. Boşluk yaratır ve o boşluk güç tarafından doldurulur.
Mesleki etik bölümü kitabı kişisel hale getirdi. Otoriterlik fanatiklerden çok görevini sorgulamayan profesyonellerden güç alır. Küçük çıkarlar biriktiğinde büyük yapılar değişir.
Bu kitabın bende bıraktığı en net karar daha çok sorgulamak oldu. Çünkü demokrasi bir sistemden önce bir karakter meselesidir.
On TyrannyTimothy Snyder · Tim Duggan Books · 2017812 okunma