En bayağı olayın bir serüven haline girmesi için onu anlatmaya koyulmanız gerekir ve yeter. Insanları aldatan da bu zaten. Kişioğlu hikayecilikten kurtulamaz, kendi hikayeleri ve başkalarının hikayeleri arasında yaşar. Başına gelen her şeyi hikayeler içinde görür. Hayatını, sanki anlatıyormuş gibi yaşamaya çalışır.
Time'ın arka kapak yazısında "neşeli, hüzünlü, yalın, parlak ve doğal" olarak nitelediği, en üstün niteliğini ise "şaşırtıcı derecede dolaysız oluşu" şeklinde tanımlamış olduğu roman. Sylvia Plath'in yarı otobiyografik olarak atfedilen romanı. Yazmış olduğu ilk ve son roman. Iyi ki de yazmamış. Bir başka fanusa daha dayanamazdım çünkü.
Çarpıcı intiharıyla zihnime kazınmış olan Sylvia, romanın ilk sayfalarından itibaren beni diken üstünde bıraktı. Onun yaşam ve ölüm hakkındaki düşüncelerini merak ettim. Daha doğrusu hislerini. Ve okuduğum her cümlede kişiliğinin yansımalarını bulmak istedim. Evet, bir çok yerde buldum da. Çünkü o her ne kadar Sylvia Plath ise bir o kadar da Esther Greenwood'tu. O, Newyork sokaklarından yaşamının on dokuzuncu yılını şehrin ihtişamıyla deneyimlemek isteyen bir üniversite öğrencisiydi. Gelecekteki yıllarının planını yapan umutlu genç bir kızdı. Hayatı boyunca yalnızca "şair" olarak anılmak isteyen bir kadındı. O aşık olmak isteyen, bazen çılgınlık yapan, bazen durulan; bazen çizgide kalan bazen de çizgiyi aşandı. Hepimiz gibi, her kadın gibi. Sylvia Esther Greenwood'u öylesine yalın yaratmış ki, onu okuduğunuz her bir cümlede kolayca içselleştirebiliyordunuz.
Giydiği saten gecelikle elindeki sek vodkayı yudumlarken kendini gerçek bir kadın gibi hissetmek istediğini biliyordum. Ya da yetenekli bir yazarla aynı sabaha gözlerini açtığında gördüğü manzaranın dünyadaki en güzel anlardan biri olduğunu da. Hatta Buddy Willard geçmişinde beraber olduğu kadınları bir yanılsamaymış gibi anlatırken Esther'in ona karşı duyduğu o iğrenç duyguyu bile anımsayabiliyordum. Buddy Willard, sen hakikaten bu dünyadaki aşağılık, riyakar erkeklerden birisin.Neyse.
Roman benim için iki ayrımdan oluşuyor. Ilk ayrım, Newyork Rüyası. Ikinci ayrım ise, Çöküş.