Aliko

Aliko
@Thebookthief2
3 okur puanı
Mayıs 2026 tarihinde katıldı
Bazı İnsanlar Sessiz Ölür, Kimse Fark Etmez
Puan vermedi·140 syf.··
2026 3. kitabı
Bazı insanlar vardır; bir odada konuşurlar ama sesleri duyulmaz. Kalabalıkların arasından geçerler ama kimse dönüp yüzlerine bakmaz. Hayatın büyük sahnesinde roller çoktan dağıtılmıştır; güçlüler alkışlanır, başarılılar övülür, kazananlar hatırlanır. Peki ya geride kalanlar? Kırılanlar? İçinde fırtınalar taşıdığı hâlde sessiz kalmayı öğrenenler? Bu eserin bana en çok düşündürdüğü ; Bir insan görünmez hâle nasıl gelir? Belki de görünmezlik bir anda başlamaz. Önce sözü kesilir insanın. Sonra düşünceleri küçümsenir. Ardından hisleri önemsiz görülür. En sonunda ise kendisi bile kendi sesine yabancılaşır. İşte o zaman insan toplumun dışında değil, kendi içinde kaybolur. Ne gariptir ki insanlar sürekli güçten söz eder. Güçlü olmak, başarılı olmak, önde olmak... Oysa hayatın asıl yükünü çoğu zaman sessiz insanlar taşır. En derin acıları en az konuşanlar yaşar. En büyük savaşlar alkışların arasında değil, kimsenin görmediği yüreklerde verilir. Eseri okurken kendime şu soruyu sordum: Acaba kaç insanı gerçekten görüyoruz? Bir arkadaşımızın gülüşünün ardındaki yorgunluğu fark ediyor muyuz? Sessiz kalan birinin içinde kaç cümle biriktiğini biliyor muyuz? Yoksa insanları yalnızca işimize yaradığı kadar mı tanıyoruz? Belki de insan olmanın en zor tarafı budur; anlaşılmak istemek ama anlatamamaktır. Kalabalıkların içinde yürürken bile tek başına kalabilmektir. Birilerinin seni duymasını beklerken zamanla susmayı öğrenmektir. Bu eser bende bir hikâyeden çok bir ayna etkisi bıraktı. Çünkü bazı kitaplar olay anlatır, bazıları ise insanın içine dönüp bakmasını sağlar. Sayfalar ilerledikçe karakterlerden çok kendimizi okuruz. Kendi korkularımızı, kibirimizi, yalnızlığımızı ve görmezden geldiğimiz insanları... Kitabı bitirdiğimde zihnimde tek bir düşünce kaldı: Bir toplumun değeri, en
Yeraltından NotlarFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025159,3bin okunma
Reklam
Birkaç Günde Yok Olabilecek Şeylere Neden Bir Ömür Veriyoruz
Puan vermedi·72 syf.··
2026 2. kitabı
Kızıl Veba'yı okuduktan sonra çıkardıklarım İnsanlar hayatlarını para, statü, kariyer, makam ve günlük kaygılar etrafında kuruyor. Çoğumuz sahip olduklarımızın kalıcı olduğunu varsayıyor, sanki kurduğumuz düzen hiç bozulmayacakmış gibi yaşıyoruz. Oysa Jack London'ın anlattığı dünyada her şey sadece birkaç gün içinde değişiyor. Şehirler, kurumlar, yasalar, zenginlikler, unvanlar ve insanların büyük önem verdiği bütün o şeyler bir anda anlamını yitiriyor. Geriye sadece hayatta kalmaya çalışan insanlar kalıyor. Bu noktada kitap çok rahatsız edici bir soru soruyor: Bugün uğruna stres yaptığımız şeylerin kaçı gerçekten kalıcı? Belki de uygarlık sandığımız kadar güçlü değil. Belki de bizi "uygar" yapan gökdelenler, teknolojiler veya makamlar değil; bilgi, kültür ve onları gelecek nesillere aktarabilme yeteneğimizdir. Kızıl Veba'nın asıl felaketi salgın olmayabilir. Asıl felaket, insanların yüzyıllar boyunca oluşturduğu bilgi birikiminin, kültürün ve ortak hafızanın yok olmasıdır. Tarih bize aynı gerçeği tekrar tekrar hatırlatıyor: Güç geçer, zenginlik geçer, insanlar geçer, hatta uygarlıklar bile geçer. Belki de bu yüzden kendimize şu soruyu sormalıyız: Bir gün yok olabilecek şeyler için mi yaşıyoruz, yoksa bizden sonra da değerini koruyacak şeyler için mi?
Kızıl VebaJack London · Türkiye İş Bankası kültür Yayınları · 202447,7bin okunma
Var olmak yaşamak mıdır ...
Puan vermedi·77 syf.··
2026 1. kitabı
İnsanın yaptığı en büyük hata, zamana sahip olduğunu sanmasıdır. Oysa zaman kimsenin değildir; hepimiz, geri sayımı sessizce başlayan bir hayatın içindeyiz. İnsanlar mutlu olmak ister, ama çoğu neyin peşinden koştuğunu bile bilmez. Kalabalıkların içinde kaybolur, başkalarının düşünceleriyle yaşar, başkalarının onayına göre nefes alır. Kendi hayatını yaşadığını sanarken aslında sadece oyalanır. Çünkü insan, ölümü unutabildiği kadar boş şeylere bağlanır. Kendine sor: Hayat dediğin şey gerçekten nedir? Bir gün biteceğini bildiğin halde neden hâlâ erteleyip duruyorsun? Mutluluk; sahip olmak mı, yoksa gerçekten hissedebilmek mi? Belki de hayatın anlamı, sonsuz yaşayacakmış gibi davranmayı bırakınca başlar. Çünkü güzel hayat, cesurları sever. Risk alanları, hissedenleri, düşmek pahasına kendi yolunu yürüyenleri…
Mutlu Yaşam Üzerine – Yaşamın Kısalığı ÜzerineSeneca · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202514,5bin okunma