Kitabı sonunda bulduğum ilk boşlukta okuyup, sıcağı sıcağına yorumlamaya geldim :D
Kitap saf anadoluyu anlatıyor en saf hali ile.
İnsanların yüzüne yüzüne vuruyor anadolumuzdaki sevgi eksikliğini. Anadolu ne sevilmiştir, ne de sevgisini göstermeyi bilmiştir. Bu ülke bir sürü dert tasa içinde sevgi kelimesini unutmuştur. Sahiplenmemiş ya da sahiplense de nasıl göstereceğini bilemediğinden "HACER" diyememiştir. Anadoluda da bir sürü kadın aynı şekilde isimsizdir. Olayın kahramanının psikolojik sorunları vardır. Aslında anadoluda da olan bazı hayali varlıkları görenler bunlar çeşitli şekilde hikayeleştirmişler, dilden dile geçerken de halk tarafından kabullenilen korkular olmuştur. Çerçici de bu şekilde bir korkudur.
Diyojen'le temel düzeyde tanıştım. Daha da tanıma isteği uyandırdı bende.
Gündüz vaktinde elinde fener ile "ADAM" arayan biri...
Ve Büyük İskender'in " Büyük İskender olmasaydım eğer, Diyojen olurdum." demesi.
Modern çağda herkesin dilinde olan "gölge etme başka ihsan etmem" sözü aslında Diyojen'in Büyük İskender'e nasıl dersi imiş...
Bu kadar naif şairimizin çok bilinmemesi çok üzücü.
İçinde yaşadığı duyguları en naif hali ile anlatmış.
Özellikle de "çiçekli şiirler" şiiri favorimdir.