"Benim eserlerimi okumaya başlayacak okurlara tavsiyem, Bin Hüzünlü Haz kitabımla başlamayın zira okunması en zor kitabım." diye bahsediyor Toptaş.
Hasan Ali üslubuna aşina olanların bile zorlanabileceği bir eser Bin Hüzünlü Haz. Betimleme sanatının bütün olanaklarından faydalanılmış bir de buna post-modern bir anlayış eklenince eseri anlamak için büyük çaba sarf etmek gerekiyor.
Eserde belirli bir olay hatta kurgu yok. Türüne roman denilmiş ama klasik roman anlayışının çok çok uzağında bir tarza sahip.
Kronolojik bir zamandan da bahsedemeyiz. Flash beck yani geriye dönüşlü anlatımlarla yazar zamana meydan okuyor, bir bakıma zamanı yönetiyor.
Üst Kurmaca adı verilen, yazarın kendi kimliğiyle okura seslendiği ve yazma sanatı ile ilgili bilgiler verdiği, kendini ifşa ettiği bölümlerde okurun zihnini iyice karıştırıyor.
Metinler arası geçiş anlamında ise yukarıda belirttiğim gibi eser roman sınırlarını zorlamış, eleştiri, sohbet,deneme, yer yer masal, hikaye halk hikâyesi... Ne ararsan var.
Parodi desen var Pastiş desen âlası var. Don Kişot'tan Dönüşüme, Kırmızı Başlıklı Kızdan Hansel ve Gratel'e kadar edebi metinleri kıyasıya yarıştırmış.
İroni zaten yazarın üslubunun betimlemeden sonra en büyük parçası. Öyle ki yer yer kendiyle bile dalga geçip kendisini acımasızca eleştiriyor.
Hâl böyle olunca dil de olabildiğince ağdalı olunca 150 sayfalık eseri okumak için zihnin berrak, sabrın selametle nihayete ermesi adına bir hayli zahmet gerekiyor.
Üslubunu en beğendiğim yazarlardan olduğu için ben bir günde hatta dört saatte bitirdim, çok da beğendim.
Hasan Ali ToptaşBin Hüzünlü Haz
Bir yanım binlerce dala dönüşen zamanın parçalanmışlığından milyonlarca yaprak hâlinde kıpır kıpır sarkarken, bir yanımı alsın rüzgar, ya uzaklara savursun. Olabildiğince uzaklara...
Belki size biraz garip gelecek ama, o sırada zaman aklımın ve ruhumun boyutlarını aşan genişliğiyle sanki günlerdir yüzüne bakılan boş bir sayfaya benziyor, önüm sıra ölüm fısıltılarıyla dolu dipsiz bir uçurum gibi açılıp gidiyor ve gittikçe de beni bütün varlığımla kendine çekiyordu.