"Hayatta hiçbir şey , uğrunda ölmek için istenmez . Her şey yaşamamız için olmalıdır . Hatta biraz ileri gideyim , kendi yaşamamız için ... Sen kafandaki yokluğa o kadar saplanmışsın ki , derhal uğrunda can feda edecek bir şey arayarak ikinci bir yokluğa dalmak istiyorsun ! Yaşamak , herkesten daha iyi , herkesten daha üstün yaşamak , insanlara hakim olarak , kuvvetli , belki de biraz zalim olarak yaşamak ..."
"Demek hayat böyle iki adım ilerisi bile görülmeyen sisli ve yalpalı bir denizdi . Tesadüflerin oyuncağı olacak olduktan sonra ne diye bir irademiz vardı ? Kullanamadıktan sonra göğsümüzü dolduran hisler ve kafamızda kımıldayan düşünceler neye yarardı ? Yaşayımıza ve etrafımıza şekil vermek arzusuyla dünyaya gelmekten ise hayatın ve muhitin verdiği şekli kolayca alacak kadar boş ve yumuşak olmak daha rahat , daha makul değil miydi ? "
"Suiniyeti esas olarak kabul eden ve bir insanın dürüst , samimi ve namuslu olabileceğine ihtimal vermeyen bir kimseye karşı kendini müdafaa edebilmenin hazin imkansızlığı onun elini kolunu bağlamıştı . "
"Fakat içimizde , bizim 'ahlak ' tarafımızda hiçbir şekilde münasebete geçmeyecek hadiseleri muhakeme eden ,neticeler çıkaran ve tedbirler alan bir 'hesabi' tarafımız vardı ve lafta değilse bile fiilde daima o galip çıkıyor ve onun dediği oluyordu."
" Çünkü nedense hepimizde , maddi olsun , manevî olsun , bütün dertlerimize bir isim takma merakı vardır , bunu yapamazsak büsbütün çılgına döneriz . "