“Cinayet.Ne büyük bir kelime.Hele de bizimki gibi küçük memleketler,bizim gibi küçük garibanlar için.İnsan kapısını hangi kelimenin ne zaman çalacağını bilemiyor işte.Hayat,insanı en çok kestirilemez oluşuyla yoruyor.”
İnsan memleketini ilk terk edişinde artık hiç bilmediği bir yere ait olmaya başlıyor ve zihnen dönemiyor bir daha yuvaya.Aklı hep o başka ,o neresi olduğu belli olmayan ama nerede olunsa özlenen meçhul yerde kalıyor.Yetmiyordu hiçbir şey,kısa geliyordu,az kalıyordu.
''Bir çocuğun gelecekteki öğrenme gidişatını belirleyen temel faktör, ilk yıllarındaki dil ortamıydı. Ebeveynin çocuğuyla ne kadar ve nasıl konuştuğu. Evdeki eğitim durumu veya ekonomik durum ne olursa olsun, ebeveyn konuşmasının çok fazla olduğu evlerdeki çocuklar daha iyi sonuç elde ediyorlardı. Bu kadar basit.