Palahniuk'un çok sevdiğim bir sözü var. Der ki, Neden mi sevdim seni, çünkü daha imkânsız bir ihtimal yoktu. İşte sen de benim en imkânsız ihtimalimdin Tesla.
Genç kız kitap okuyordu. Uzaktan kızın güzelliği karşısında bir kez daha kendisinden geçti adam. Yalnız başına oturan bu güzel kız kimbilir mekândaki kaç erkeğin hayallerinde kısa süreli bir umut olmuştu. Ama şimdi İlias üç haneli kilosuyla bu umutların hepsinin üzerine oturacaktı.
Aslında ağrı dediğimiz mekanizma beynimizin uyarmak için kullandığı son çareydi. Sonuçta insanın her şeyi erteleme alışkanlığı düşünüldüğünde beynimizin böyle bir mekanizma geliştirmiş olması çok mantıklıydı. Mesela diş ağrısı. Sonuçta hepimizin bir diş fırçası vardı ve beynimiz, kibar biri gibi bize yatmadan önce dişlerimizi fırçalamamız gerektiğini her zaman hatırlatırdı. Ama kimin umurundaydı ki. Zaten tatlı bir uyku gelmişti. Durup dururken uykuyu kaçırmanın anlamı olmazdı. İşte tüm bu sürecin sonunda beynimiz nezaketen anlamadığımızı gördüğü için öyle bir diş ağrısı verirdi ki bize, ne olduğuna şaşırırdık ve artık gündemimiz tümüyle bu sorunu çözmek üzrerine olurdu