Khaled Hosseini "Bin Muhteşem Güneş" kitabında:
"Belki de tükenmişimdir. Bir şeyler yapacak, bir şeyler için uğraşacak çabayı kendimde bulamıyorumdur. Benim de emek vermeden güzel giden şeylere ihtiyacım vardır." deyip bir yerde ekliyor: "Beni bana geri vermek istiyorumdur."
"Geçmişi bırak ve geleceğe bak!" Yaklaşımıyla şekillenen hayatlarımızda bir nebze de olsa durmayı bilmek ve geçmişin acı deneyimlerinden mutluluk yaratabilmek gerekir. İşte asıl mesele bu olsa gerek. Friedrich Nietzsche'nin ifadesi ile "Bizi öldürmeyen acı, bizi ancak güçlendirir." Geçmişin acılarından umut kotarabilmek, uçurumun kenarında yetişen bir çiçek gibi umut saçabilmek etrafa...
Umut her ne kadar zaman zaman ummak kavramıyla eş tutulsa da gerçek olan şu ki umudun işaret ettiği nokta, çok uzakta, varlığı hiçbir zaman duyularla kavranamamış bir yerde. Bu yüzden umuttan her söz edişimizde aslında var olmayan bir yer ve zamandan söz ediyoruz çünkü "şimdi"nin içinden konuştuğumuz umut, hep ileriyi gösterir ve "şimdi" aynı zamanda umutsuzluk demektir. Şimdinin içinden konuşmak umutsuzluğun içinden konuşmaktır. Umut etmek demek, kişinin kendini mevcut bir gelecekte tasarlaması, hayal etmesi demektir.