Yapay döllenmeyle birlikte, insanlığın üreme işlevini denetim altına almasına izin verecek bir evrim gerçekleşmektedir. Bu değişimlerin özellikle kadınlar açısından çok büyük bir önemi vardır; kadın böylece gebeliklerin sayısını düşürebilecek, gebeliklerin kölesi olmak yerine onları hayatına akılcı bir biçimde sokabilecektir.
19. yüzyıl boyunca kadın da doğadan özgürleşir, bedeninin hakimiyetini elde eder. Üremenin külfetlerinden çok büyük ölçüde kurtulmuş olan kadın, ona sunulan ekonomik rolü üstlenebilir; böylece tüm kişiliğinin hâkimiyetini de elde edecektir.
Kürtajın insan öldürmek olduğu fikri 19. yüzyılda ortadan kalkar; kürtaj artık devlete karşı işlenmiş bir suç sayılmaktadır.
[...]
1941'de kürtaj bir kararnameyle devletin güvenliğine karşı işlenmiş bir suç hâline gelir.
[...]
Kürtaj Almanya'da Nazizmden önce, Sovyetler Birliği'nde ise 1936'dan önce, ancak kısa bir süre için serbest olmuştur.
Ama hem dine hem yasalara rağmen bütün ülkelerde yaygın olarak kullanılmaktadır.
Embriyona bir ruh atfederek kürtaja ilişkin ahlak fikirlerini alt üst eden, Hristiyanlıktır. Hristiyanlıkta kürtaj ceninin kendisine karşı bir suç hâline gelir.
Kadınların çalışması ile ilgili ilk yasa 2 Kasım 1892 tarihini taşımaktadır. 1900'de işgünü 10 saatle sınırlandırılır, 1905'te haftalık tatil zorunlu kılınır, 1907'de işçi kadın kazancını özgürce kullanma hakkını kazanır, 1909'da doğum yapan kadınlara ücretli izin sağlanır, 1911'de 1892'de yapılan düzenlemeler yeniden ele alınır ve zorunlu kılınır, 1913'te kadınların doğum öncesi ve sonrası izinleri ile ilgili koşullar düzenlenir tehlikeli ve aşırı yorucu işlerde çalışmaları yasaklanır. Yavaş yavaş bir sosyal yasalar manzumesi oluşur ve kadınların çalışması kimi sağlık güvenceleri ile kuşatılır.
[...]
[...] Kadınların önünde açılan bu yeni olanaklar karşısında onları böyle silahsızlandıran, bir tevekkül ve boyun eğme geleneği, dayanışma ve kolektif bilinç eksikliğidir.