Bayram yağmuru gibi bir şeydi yaşam,
sığırcıklarla dolu bir çınar.
Işık ve taşbebek alayıydı yaşam,
Bir kucak özgürlük idi,
Yaşam, musiki havuzuydu o zaman.
sevgilim
bugün
helva yedim şarap içtim göğe uzandım
avuçlarımda hüzünlü bir aşk
ince kemikli bir eli okşuyorum
göğü okşuyorum
yabani bir diken batıyor avuçlarıma
bir çakıyla parmağımı kesiyorum yanlışlıkla
sanki bilerek yanlışlıkla kesiyorum
sanki aşkı kesiyorum
aşk parmağımda yanlış bir uçurum
Her şeye karşın, yaşamayı sevmesem de, yaşamaya katlanacağımı sanıyorum.
Ölümün birdenbireliğinden korkmadığımı utangaç sesle söyleyebilirim.
Sürünmekten korkuyorum, hem de dayanılmaz biçimde.
Yalnız yazarak devam edebilmek.
Yazmak, bu soğuk cehennemde,
direnmek demek.
Şimdi, bu dağ başında
yazmaya çalışırken görüyorum,
yazmak benim için
hep direnmek demekmiş -
saplantılara
yaşamın güç koşullarına
anlamsızlığa, saçmalığa
her tür baskıya
ölüme, ölümün gerçeğine
çılgınlığa, çıldırmaya.