[...] İnsan verili olanı inkâr edemez, ama verili olanın hakikatini onu üstleniş biçimiyle oluşturur. İnsan ancak eylemiyle doğayı devraldığı ölçüde doğanın insan için bir gerçekliği vardır. İnsanın kendi doğası da buna dahildir.
[...] İnsanı tanımlayan ise verili olmayan, kendini ne ise o yapan bir varlık olmasıdır. Merleau-Ponty'nin çok haklı olarak söylediği gibi, insan doğal bir tür değil, tarihsel bir idedir. Kadın, değişmez bir gerçeklik değil, bir oluştur; onu erkeğin karşısına oluşu içinde koymak, yani imkanlarını tanımlamak gerekecektir.
Kadın, bütün memeli dişiler arasında en derinden yabancılaşmış olanı ve bu yabancılaşmayı en şiddetle reddedenidir; diğer memelilerde organizmanın üreme işlevinin boyunduruğu altına girmesi ne böylesine zorlayıcı bir nitelik taşır ne de bu kadar güç kabul edilir. Ergenlik ve menopoz bunalımları, aylık lanet*, uzun ve çoğu kez zor geçen gebelik süreci, acılı ve bazen tehlikeli doğumlar, hastalıklar, kazalar insan dişisinin özellikleridir. Kendini birey olarak olumlayıp yazgısına ne kadar karşı çıkarsa, yazgısı o kadar çok üstüne çöküyor gibidir. Onu erkekle karşılaştırdığımızda erkek son derece ayrıcalıklı görünmektedir. Cinsel yaşamı kişisel varoluşuyla çelişmez; bir süreklilik içinde, bunalımsız ve genellikle kazasız geçer. Ortalama olarak kadınlar erkekler kadar uzun yaşar ama çok daha sık hastalanırlar ve kendi üzerlerinde tasarruf haklarının olmadığı birçok dönemden geçerler.
Erkeği kadına bağımlı kılan biyolojik gereksinim -cinsel arzu ve soyunu sürdürme arzusu- kadının toplumsal olarak özgürleşmesini sağlamamıştır. Efendi ve köle de, köleye özgürlük getirmeyen bir karşılıklı ekonomik gereksinimle birbirine bağlıdır. Çünkü efendi- köle ilişkisinde efendi, başkaya duyduğu gereksinimi ortaya koymaz; bu gereksinimi karşılama gücünü elinde tutar ve gereksinimi dolayımlamaz. Buna karşılık köle, bağımlılıktan olsun, umut ya da korku içinde olduğu için olsun, efendiye duyduğu gereksinimi içselleştirir. Gereksinimin aciliyeti, her ne kadar ikisi için eşit olsa da, ezilen karşısında ezenin yararına işler.
Özne ancak zıtlık içinde kendini ortaya koyar. Kendini özsel olan olarak olumlama, başkayı ise özsel olmayan, yani nesne olarak oluşturma iddiasındadır.