aşksızlığım küçültüyor beni
korkum ve çirkinliğim utandırıyor beni
gecikilmiş bir aşkı yaşamıya
cinayet tek kurtuluşsa bir yanlışlıktan
önce acıya direnmesini öğrenmeliyim
eskitilmiş bir kurşunla kaplıyorum yüreğimi
acıya ve aşka hazırlıyorum
bana eski bir ölümü anımsatıyor sabah
taşıyarak bir celladı odama
aşkımın ve bırakılmışlığımın celladını
hüznümle ve çirkinliğimle yargılamadan beni
tanıdığım bir ölümle tehdit ediyor
yalnızlık her sabah öldürüyor beni
çözerek gecenin ipliğini hızımla
hüznümü ve yalnızlığımı sarıyorum sabaha
ben günahkârım valla
ve de tüm günahlarını insanların
topladım omuzlarıma
/ben günahkârım valla/
bir hafifledim bir hafifledim ki sormayın
günahlar ne hafif şeyler öyle ve de ne güzel
gökyüzüne uzanmaktan yoruldu ellerimiz
ne isteriz ne isteriz bilseniz bilseniz
inanca karşı gelmek ne zor bilseniz
ekmek yemek su içmek ne zor bilseniz
mutluluk ah mutluluk
mutluluk çok ötelerde şimdi
nedensiz isteksizliğiyle vermekten kaçındığı bizlere
bizlere yani kendi yarattığına
/ne gülünç kendi yarattığına/
mutluluk çok büyük ve çok ötelerde şimdi
tanrı kadar ulaşılmaz