Prof. Dr. Mehmet Önal'ın çevirisini yaptığı 2025 basım bu kitabın aynı çevirmen tarafından ilk baskısının 2015'te yapıldığını çevirmenin kendisinden işitmiştim. Oldukça sade, duru bir dil kullanılan Elkitabı Kraliçe Elizabeth'in İngilizceye çevirisiyle handbook / Manuel olan kitap çevirmen tarafından Epiktetos un hayat hikayesi, felsefesi ve fragmanlarla beraber' mutluluk rehberi elkitabı 'ismini almış.
Epiktetos'un kaynaklarda MS 50-55 yıllarında doğduğu varsayılır. kitapta bu rakam 55 olarak geçer. Özellikle girizgahta kendisine ait yer yer enteresan bilgiler içerir. Ayağinin aksak oluşunun efendisinin ona yaptığı işkence sonucu oluştuğuna dair ya da annesi tarafından terk edilmek üzere olan küçük bir kız çocuğunun Yetişkinliğine varana dek bakımını üstlendiğine dair anlatılar mevcut fakat bunlar bizzat Epiktetos'un kendi ağzından ya da kaleminden olmayan, Arrion tarafından kaleme alınıp bizlere ulaşan bilgilerdir tıpkı Platon'un bizlere Sokrates'i ulaştırması gibi
Epiktetos, azla yetinen mutlu olmayı elindekilerle başarabilen bir filozof olarak çıkar karşımıza öyle ki tahta sedir bir yatak,eski bir tas ve yorgandan başka bir şeyi olmadığı söylenir. Ona göre hayataki her şey 2 kategoriye ayrılır 1) Bize bağlı olan şeyler ; karakterimiz, düşüncelere ve olaylara olan yargılarımız gibi. 2) bize bağlı olmayan şeyler ; şan, şöhret, ırk gibi. Ona göre insanların çoğu bize bağlı olmayan şeyleri elde etmek gibi boş ve mutsuzluk getiren şeylere odaklanmıştır. Oysa insan kendine bağlı olan şeylere odaklanırsa gerçek mutluluğu elde etmiş olacaktır der.
Örneğin bu gönderime iyi ya da kötü bir yorum gelebilir ben eğer o kötü yoruma üzülürsem bu benim o yoruma verdiğim yargıdır yani aslında beni üzen şey yorum olmaz, bizzat yine ben olurum. Ben o yorumu bir yargı kefesine
Her olay olması gereken bir biçimde olur. Başka bir şekilde olması mantıksal yönden olanaksızdır. Olup biten her şey Tanrı'nın gizemli yapısının bir görüntüsüdür. Erdemin kaynağı, kişinin kendi varlığını sürdürme çabasıdır. İnsan için en yüksek erdem ise, Tanrı'yı bilmektir
"Düşünüyorum öyleyse varım," yani "Cogito ergo sum". Şimdi diğer bütün bilgiler, bu temel üzerinde inşa edilebilir. Varolduğumuz gerçeğinden hareket ederek dışımızda bir dünyanın bulunduğu sonucuna ulaşabiliriz. Çünkü aklımız ve duyularımız, bir dünya içinde yaşadığımızı doğrulamaktadır. Benim ve dünyanın varolması bunların bir yaratıcının ürünü olduğunu göstermektedir. İnsanın kendisini düşünmesi, Tanrı'nın varlığını kavraması için en uygun yoldur. Her şeyin tek ve mutlak ölçüsü Tanrı'dır. Tanrı'da bulunan nitelikleri tümüyle anlayamadığımız halde hiçbir gerçeği onu bildiğimiz ölçüde bilemeyiz. Sadece bu nedenle bile Tanrı vardır. Fakat asl insan kendisini sonlu ve sınırlı bir varlık olduğu gerçeğinden hareket ederek, Tanrı'ya ulaşabilir. Çünkü cisim ve akıl her ikisi de sonlu varoluşları için Tanrı'ya bağlıyken, Tanrı sonsuz varlık olarak, varolmak için hiçbir şeye gereksinim duymaz.