Tiftik

Tiftik
Akdeniz üniversitesi
48 okur puanı
Ağustos 2020 tarihinde katıldı
Puan vermedi·56 syf.··
2021 4. kitabı
Öyle çok alışmışız ki sahte sözlere, dostluklara, ilişkilere meğer insan gerçekten yalnız kalana kadar farkedemiyormus hepsinin sahte olduğunu. Ne ara bu kadar normallesti çıkar dolu ilişkiler? Ne ara bu kadar yalnız kaldık her birimiz kendi içimizde? Ben dahil birçoğumuz zaman zaman sırf yalnız kalmamak için aslında hayatımızda istemediğimiz ya da gerçekten sevmediğimiz kişileri hayatımızda tutuyoruz. Belki de buna mecbur hissediyoruzdur kendimizi. Çünkü 'yalnızlığı seviyorum' diyenimiz bile içinde bir yerlerde yalnızlıktan, yalnız kalmaktan çok korkuyor. Yalnızlık sadece biz onu seçtiğimiz zaman güzeldir, bazen insanın kendisi ile başbaşa kalması gerekir. Aksine yalnızlığa itilmek, yalnız bırakılmak ise dehşet verir insana. Olmek bile daha az korkutucu gelir o vakit kişiye. Madam de Prie, yalnızlığı kendisi seçmedi. Ansızın kendisini yalnızlığın ortasında buldu. Sahte de olsa insanlar onun hayatıydı, yaşama sebebiydi onca insan kalabalığı. Okurken hiç yabancılık çekmedim Madam de Prie'e karşı. Sanki hep tanıyormuşum gibi geldi, hayatımın büyük bölümünde hayatımda o da varmış gibi. Eminim birçoğunuz da kendine çok yakın bulmuştur Madam de Prie'yi. Çünkü gercekten yalnızlıktan ölesiye korkan bir insan, yalnızlığa itildiginde Madam de Prie'ye dönüşmesi kaçınılmazdır.
Bir Çöküşün ÖyküsüStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202592bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Puan vermedi·88 syf.··
2021 10. kitabı
Bir çırpıda okuyup bitirdigim ancak öylesine etkisi altına alan bir kitap ki, her elime aldığımda ya da kitaplığımda gözüme takıldığında tekrar tekrar yaşayacağım zihnimde bu hikayeyi. Okumak için bu kadar geç kalmış olmama üzülsem de okumaktan büyük bir keyif aldığım ve muhakkak okunması gerektiğini düşündüğüm bir kitap. Hani bazen her ne kadar bize kattiklarindan dolayı sevinç duysak da sırf o ilk okurken ki hayranlığımızı ve heyecanımızı tekrar tekrar yaşabilmek için bazı kitapları hiç okumamış olmayı dileriz ya işte bu kitap da benim için tam olarak böyle bir kitap. Kitapta beni en çok etkileyen yerlerden birisi de Doktor Andrey'in Ivan'a "Sıcak, rahat bir çalışma odası ile bu koğuş arasında bir fark yok. İnsanın huzuru ve mutluluğu dışarıda değil, kendi içindedir.” dediği, daha doğrusu bunu diyebilecek kadar hayatı ve aslında insanların yaşanan kötü olaylar karşısında nasıl hissedebileceğini anlayamadığı kısım oldu. Her ne kadar Ivan, Andrey'e hayatın duygulardan ibaret olduğunu anlatmaya çalışsa da ne yazık ki doktor bunu bizzat yaşayana kadar, kendisi istemediği bir duruma düşene kadar anlayamıyor.
Altıncı KoğuşAnton Çehov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202687,4bin okunma
Puan vermedi·360 syf.··
2021 18. kitabı
"Kalbinizin derinliklerine işlenen acıyı tek kelime ile nasıl dile getirirsiniz?" Bu kitabı seneler önce okumuştum ve bugün kitaplığımı düzenlerken karşıma çıkınca bir an için anılarıma gittim, duygulandım ve bu kitap için bir şeyler yazmak istedim. Böğürtlen kışı, beni Sarah Jio ile tanıştıran ve o zamanlar, üslubunun yalın ve akıcı olması sebebiyle birkac kitabını daha okumama ve bu yazarı çok sevmeme vesile olmuş bir kitap. Belki ilk okuduğum kitabı olduğu için belki de gerçekten beni duygulandıran bir kitap olduğu için en sevdigim kitabı budur. Böğürtlen kışı, kısa sürede okuyup bitirebileceginiz, okurken sizi yormayan, zaman zaman çok duygulandıran ve bir o kadar da merak uyandıran bir kitap. Yazarin 1933 ve 2013 yılları arasında sık sık geçişler yapması, bizi bir geçmişe birde günümüze getirmesi, karakterlerin yaşamlarını eş zamanlı olarak takip etmemizi sağlaması benim çok hoşuma gitmişti. Spoiler vermeden biraz kitabın içeriğinden söz etmek gerekirse; ilk olarak hiç beklenmedik bir şekilde 1933 yılının Mayıs ayında yağan kar tam 80 yıl sonra 2013 mayıs ayında tekrar karşımıza çıkıyor. Bilim insanları bu beklenmeyen kar yağışına Böğürtlen Kışı adını veriyorlar. 1933 yılında ana karakterlerden biri olan Vera bir gün isten döndüğünde tek başına büyütmeye çalıştığı oğlunu evde bulamıyor, oğlundan geriye sadece oyuncağı kalıyor. Hikayenin Vera kısmında oğlunu arama çabaları yer alıyor. 2013'e geldiğimizde ise bir diğer karakterimiz olan Claire karşımıza çıkıyor. Muhabir olan Claire, beklenmedik bu kar yağışını araştırmak için araştırmalar yapmaya baslar ve seneler önce oğlunu kaybeden Vera ile ilgili bilgilere ulaşır. Evlat kaybının ne olduğunu çok iyi bilen Claire, Vera'ya ve oğluna ne olduğunu bulmaya çalışır. Ulastigi gerçekler ise can sıkıcıdır.
Böğürtlen KışıSarah Jio · Arkadya Yayınları · 201144,9bin okunma