Yahya b. Mu’âz rh.a. şöyle der:
“Fakirleri sevmek peygamberlerin ahlâkındandır. Meclislerde onlara yer vermek de salih kişilerin âdetindendir. Onlar ile sohbetten kaçınmak münafık alametlerindendir!”
Eski mukaddes kitaplarda geçtiğine göre, Cenab-ı Hakk c.c. peygamberlerden birine şöyle vahyeder:
“Beni kızdırarak gözümden düşmekten sakın. O takdirde dünyayı sana musallat ederim; dünyalıklar sana sağanak gibi gelir!”
Allah Teâlâ c.c., imtihan maksadıyla salih kullarını dünya nimetlerinden mahrum bırakır, aldanmaları için de düşmanlarının önüne dünya nimetlerini bol bol verir. Dünyaya aldanan ve bu nimetlere sahip olanlar, şerefli kişiler oldukları için kendilerine bu nimetlerin ihsan edildiğini zannederler. Bütün yaratılmışların en şereflisi olan Muhammed s.a.v., açlıktan karnına taş bağladığında Cenab-ı Hakk’ın kendisine nasıl muamelede bulunduğunu bilmez.
Dünyada hazırlanabilecek en iyi azık onu terk etmek, en büyük serveti fakirliğe razı göstermektir. O, her an birinin kanına girer, onun yücelttiği zelil olur, onda mal biriktiren fakirleşir. O, yutanın farkına varmadığı zehirli bir hap gibidir. Yutanı mutlaka öldürür. Orada yarasını tedavi eden biri gibi davran. Yaralı olan uzun sürecek acılardan kaçınmak için kısa süreli nöbetlere katlanır. Hastalığın uzun sürmesinden korkarak ilacın acısına dayanır.