Ünlü dil, edebiyat ve şiir bilgini Asmai (ö.831) Basra çarşısında rastladığı köylü bir kadına sorar:
- Siz aşkı nelerden ibaret sayarsınız?
Kadın şöyle cevaplar:
- Sarılma, bağrına basma, dokunma ve konusma.
Peki ey şehirli bilgin, sizde aşk nasıl bir sey?
- Sarılma, okşama, öpme ve benzerleriyle ilerleme?!
- Peki cinsel münasebete kadar uzaniyor musunuz?
- Evet!
- Yaaa!.. Ey kardeşimin oğlu, bu senin söylediğini yapanlar âşık falan değil düpedüz çocuk isteyen birileri.
Eski âşıkların sözcüleri konumunda olan ve kendileri de birer âşık olmak bakımından övünen şairler derler ki:
"Keşke yaşamış bütün âşıkların karşılaştıkları zorlukları tek başıma ben göğüsleseydim... Böylece bütün âşıkların lezzetini (azabini) ben tatsaydim da, önce de sonra da onu benden gayrısı yaşamasaydı."