Zeytindağı bir roman değil; yazarın ve yazarın arkadaşlarının anılarının derlendiği bir kitap. Osmanlı'nın son zamanlarının anlatıldığı, meşhur Enver-Talat-Cemal üçlüsünün ülkenin kaderini çizdiği dönemler. I. Dünya Savaşı sıralarında yaşananları tanığından, birinci ağızdan dinliyoruz. Yani yaşananlar da karakterler de gerçek. Falih Rıfkı, "Cemal Paşa'nın adamı" olarak birçok yerde bulunmuş, görev yapmış ve burada yaşananları aktarmaya çalışmış. Dönemin üst düzey isimleriyle vakit geçirme şansı bulmuş Atay, imparatorluğun savaş sırasında yaşadığı zorlukları, halkın sefaletini, ölüme giden askerleri allamadan pullamadan abartmadan gerçekçi bir şekilde anlatmış.
Kitabın bazı olumsuz yönleri olduğunu düşünüyorum. Birincisi, aktarılan olaylar kopuk kopuk. Kronolojik bir sıra veya genel bir olay örgüsü oluşturma gibi bir derdi yok yazarın. Dağınık bir çizgide ilerliyor kitap. Bir bakmışsınız çölde geçiyor olaylar, bir bakmışsınız yazarımız Cemal Paşa ile Avrupa seyahatinde. Bir taraftan savaş öncesi zamanlardan bir olay aktarılıyor, ardından yıllar yıllar sonraki bir olay... O yüzden okumak biraz zor olabiliyor, akıcı olmaktan uzaklaşıyor kitap.
Kitabın diğer olumsuz tarafı ise yayıneviyle ilgili. Kitapta sıklıkla geçen eski kelimeler için ne bir sözlük hazırlanmış ne de kelimeler dipnotlarla açıklanmış. Yayınevinin kitabı hakkıyla yayımlayamadığını düşünüyorum. Gerekli özen gösterilmemiş.
Bence kesinlikle okunması gereken kitaplardan biri ama okurken bir roman veya güzel şeylerden bahsedilen bir eser okuyacakmış gibi de beklentiye girmemek lazım. Çünkü acı, hüzün dolu bir hatıralar derlemesi Zeytindağı...
Uzun lafın kısası kitap hakkındaki düşüncem: Tavsiye edebileceğim, ülkemiz insanının mutlaka okuması gerektiğini düşündüğüm kitaplardan olduğu yönünde.