... Ve yüzüm şeftali gibiydi, diriydi vücudum, sesim şarkılıydı, yüreğim çok hızlı atardı...
Yine amansızca sordu yeni Rosa.
- Hangi seçimden,
- Hangi özetleyişten,
- Hangi anlayıştan,
- Hangi duyuştan,
- Hangi arayıştan,
- Hangi buluştan sonra değişti bunlar?
Rosa durakladı yine...
Baktı Rosa'ya.
-Benim ellerim de beyazdı, beneksizdi böyle...
Soruyla baktı yeni Rosa:
- Hangi seçimden,
- Hangi kavgadan,
- Hangi uyanıştan,
- Hangi nefretten,
- Hangi sevgiden,
- Hangi barıştan,
- Hangi savaştan sonra oldu bu?
Rosa durakladı:
Bilemezsin evet bilemezsin. Her şeyi bilmediğin gibi öldüğünü de. Onu başkaları, seni gömenler, senin için yas tutanlar bilir ve unutur. Baban ve anan, öğretmenlerin ve papazlar, komşular ve çocukların, kocaların ve aşıkların, dostların, düşmanların, sana selam verenler ve vermeyenler, hakkında çok ya da az dedikodu edenler, borç verdiklerin ya da aldıkların, dolandırıcı, ya da az dolandırıcı dükkancılar ve sütçü ve yoğurtçu ve gazeteci ve kapıcı ve sivrisinekler bilir ve unutur. Niçin unutmasınlar?
Ben unutmam ama, Tante Rosa'nın öldüğünü bir ben unutmam.