"Yöneticiler, ister iyi veya kötü,ister kahraman veya zalim olsunlar,kendi toplumlarının birer kopyasıdır.Onlar halkın içinden doğmuştur.Bir ulus nasılsa yöneticileri de onun gibidir.İşte bundan dolayıdır ki eskiden beri "Her ulus layık olduğu yönetime ve yöneticilere sahip olur." denilmiştir."
"Bakkaldan bir ekmek aldığında, bembeyaz ekmeği severken sana hep çok pişmiş ekmek düştüğünü söyledin!"
"Doğru bu."
"Ama önemsiz bu! Demek ki, 'Hayır, bu çok pişmiş, ben yanındakini istiyorum,' bile diyemiyorsun."
"Diyebilirim elbette! Yalnızca bekleyen o kadar müşteri varken fırıncının canını sıkmak istemediğimden. Hepsi bu."
"Ama bu onun iki saniyesini alır! Onun zamanından iki saniyeyi almaktansa, sevmediğin çok kızarmış ekmeği yemeği tercih ediyorsun! Hayır, aslında ona bunu söylemeye cesaret edemiyorsun. İstediğin şeyi elde etmek için ona karşı çıkmaktan korkuyorsun. Seni müşkülpesent, nahoş bulmasından ve seni sevmemesinden korkuyorsun. Diğer müşterilerin öfkelenmesinden, sabırsızlanmalarından korkuyorsun."
"Gerçekten bunun bilincinde misin, bilmiyorum, ama yalnızca kendini dayatmaya cesaret edememekle ya da arzularını gerçekten ifade edememekle kalmıyorsun; başkalarının iradesine karşı gelmekte ve açıkça bir reddi söze dökmekte de çok güçlük çekiyorsun. Kısacası, kendi yaşamını gerçekten yaşamıyorsun, başkalarının tepkisinden korkarak fazlasıyla onlara göre davranıyorsun."