"Nefislerinizi başınızın üstünde taşımayın, ayaklarınızın altına alın ve onu mutlaka temizleyip, arıtın, alçak gönüllü edin, o size hükmetmesin, siz ona hükmedin."
"Dilin bağlandığı, sözün tükendiği, canın boğazda düğümlendiği, tâkâtin kesildiği bir son nokta, bir son dem. Ne denir, ne mânâ verilir, geldi geçti deyip nasıl kolayına savuşturulur! Zorun zoru. Çarenin tükendiği bir anda yanan kavrulan bir sîne ve dillenen sadece firakın kor ateşinde hüzün mahkûmlarının dillendirdiği hüzzam bir mânâ olan ağıt. Zaman, kıtlık zamanı ve yenilen sadece baldıran aşı! Hayfa ki daha ağırı, topyekûn bir nesil bu derde giriftar!
Fakat seferberlik günlerinin ağırlığının yürek burkan tasviri bu olmasına rağmen, ocak umudu fidanların büyüyüp serpileceği günlerin umuduyla, her şeye rağmen hayata tutunma azmi, daha bitmedi dedirtmektedir!"