Öte yandan, savaşta askerler, savaşın hayhuyu içinde aldıkları yaranın acısını duymaz; bunun gibi, dinsel bir coşkuya kapılarak tüm düşüncelerini ileride kendisini bekleyen tanrısal ödüle yönelttiği için, dindar birinin çektiği çilelere karşı büsbütün duygusuz kalması pek olasıdır.
Yaşamın geçiciliği karşısında geleceğin henüz var olmadığını; geçmişin ise artık var olmadığını; gerçekten var olan tek şeyin ise bugün olduğunu söyleyebiliriz.
Çünkü her şey geçmişte sonsuza kadar saklanıyorsa, geçmişin bir parçası yaparak kalıcılaştırmayı düşündüğümüz şeyi bugün seçmemiz önemlidir. Yaratıcılığın gizi budur: geleceğin hiçliğinden bir şeyleri koparıp geçmişte olmaya taşıyoruz. Dolayısıyla insan sorumlulukları, geleceğin eylemciliğine, kişinin gelecekten olasılıkları seçmesine ve geçmişin iyimserliğine yani bu olasılıkları geçmişin sığınağına aktararak gerçekliklere dönüştürmeye dayanır.