Peyami Safa'nın bilhassa dil devrimi ve Türkçe'nin mevcut durumu ile ilgili gazete yazılarının kronolojik olarak yer aldığı güzel bir kitap.
Türkçe'nin başarısız özleşme adımları neticesinde köksüzleşmesi ve mevcut dili muhafaza düşüncesi ile de milletlerarası bilimsel dilden mahrum oluşu arasında soysuzlaştığını belirten şair; halkın nazarında kabul görmüş kelimelerin kullanılmaya devam edilmesinin gerekli olduğunu, ortak bilimsel kavramların anadile dâhil edilirken tereddüt edilmemesinin lüzumunu; eski -Arap alfabesi- harflerin lise düzeyinde talimini tavsiye eden yazar, Türkçe'nin geleceğinden endişe duymaktadır ve hazindir ki bugün o meşum hâlleri yaşıyoruz. Asıl üzücü olan ise her şeyin yarın daha kötü olmamasının önünde hiçbir engel bulunmaması, âkıbetimiz hayrola...
Leylâ ve Mecnûn hikayesinin erkek kahramanı Mecnun'a ait olduğu iddia edilen divanın yazma nüshaları üzerinden kurulmuş tenkitli metnini ihtiva eden kitap.
Girizgâh mahiyetinde Leylâ ve Mecnûn hikâyelerinin tarihî arkaplanı ve hikâyenin genel seyri hakkında bilgiler verilmiş, Arap asıllı bu hikâyenin edebiyat mütehassıslarınca yapılan tetkikatına yer verildikten sonra Mecnûn'un şairliği ve mevzubahis şiirlerin ona aidiyeti gibi hususlarda genel bir kanıya varılmıştır.
Uzrî gazelin Eflatunî (platonik) aşkı temsil ettiği, Leylâ ve Mecnûn hikâyesinin de temelde bu aşk üzerine bina edildiği, Mevlâ'ya vasıl olmanın yolunun Leylâ'dan geçmek olduğu düşüncesi alt metinde güzel bir şekilde işlenmiştir.
Merhume Şevkiye hanıma yüce Allah'tan rahmet niyaz ediyorum, yaşadığı dönemin teknik imkânları göz önünde bulundurulursa kesinlikle başarılı bir çalışma olduğu söylenebilir.
Leylâ ve MecnûnŞevkiye İnalcık · Kronik Kitap · 20237 okunma
Rousseau'ya ait bu kitap, dillerin kökeni ve oluşumu meselelerine eğiliyor, yazarın dillerin tasnifine ait görüşlerini serdediyor, milletleri, içinde bulundukları hâlleri ve dillerinin yapılarını içinde yaşadıkları doğal ortamla irtibatlandırıyor, müzik-melodi-armoni üçgeni ekseninde dilleri şiirsel/mecazi ve realist/gerçekçi olarak taksim ediyor. Kitap tüm bu meselelerin izahında felsefi düşüncelerden istifade ediyor ve bazı hususlarda mesele anlaşılamayacak denli giriftleşiyor.
Dillerle ve müzikle münasabetdâr olan her okurun ufkunu aydınlatıp bakış açısını genişletecek güzel bir felsefi deneme kitabı, erbabı yazarın hakkını ve kitabın kıymetini teslim ve takdir edecektir.
Peygamber Efendimiz'in (sas) hayatını ve risaletini çok güzel bir üslupla samimi bir roman havasında anlatan bu kitap, Müslümanlar için kıymetli bir eser.
Beşir Ayvazoğlu’a ait bu eser, Cumhuriyet sonrası dönemde sanatkârlarımızın ve münevverlerimizin Yunus Emre’ye karşı nasıl yaklaşımlar sergilediğini, onun etrafında dönen tartışmaları, halk nazarında ona duyulan sevginin ve hürmetin boyutlarını, onun adını yaşatmak ve ona olan borcu ödemek için nasıl edebi ve sanatsal girişimlerde bulunulduğunu anlatıyor.
Dolu dolu bir eser, ben okurken aşırı keyif aldım. Yazarın kendini geri planda tutması, yargıçlıktan ziyade bir tanık gibi tartışmalara pek müdahil olmaması çok samimi ve dürüstçe göründü bana. Yunus Emre’ye ve Cumhuriyet dönemi aydınlarımıza alaka duyanların mutlaka okumak isteyeceğini düşündüğüm bir eser. Gönül rahatlığıyla tavsiye edilir. Beşir Ayvazoğlu Bey yine harika bir işe imza atmış.