Öyle ki, doğmaya başlayan şey hiçbir zaman tam bir varlığa erişemez; çünkü bu doğuş zaten hiç bitmez, bir sona varır gibi durmaz, tohum halinden başka hallere, bir o yana, bir bu yana doğru hep değişir durur.
Ölmek, yaratılışımızın şartıdır; ölüm sizin varoluşunuzdadır. Ondan kaçmak, kendi Kendinizden kaçmaktır. Sizin bu tadını çıkardığınız varlıkta hayat kadar ölümün de yeri vardır. Dünyaya geldiğiniz gün bir yandan yaşamaya bir yandan da ölmeye başlarsınız.
Daha da kötüsü, herkes içini yoklasa görür ki gizli dileklerimizin birçoğu başkasının zararına doğar ve beslenir. Öyle sanıyorum ki, doğanın düzeni böyle olmaktan hiç şaşmıyor. Çünkü fizikçilerin dediğine göre; her şeyin doğması, beslenmesi, çoğalması başka bir şeyin bozulup çürümesi oluyor.